Vodafone mağduru yakmayı seçti

Vodafone, duyanları hayretler içinde bırakan bir dolandırıcılık olayında, dolandırıcı yerine mağduru yakaladı ve “borcunu öde” diye hacze gitti. Bugüne kadar, yazı yazmaya başladığım 1991 yılından bu yana köşemi, şahsi bir sorunumun çözümü için hiçbir zaman kullanmadım. Yine kullanmamak için de aylardan bu yana direndim. İlgili birimlerle defalarca telefonda görüşmeler yaptım, yazışmalarda bulundum. Ama bir netice alamadım. En sonunda bunu okuyucularımla ve kamuoyu ile paylaşmaya karar verdim. Yaşadıklarımı buraya taşımamın nedeni ise şirketlerin işleyişini ve bürokrasiyi az çok bilen biri olarak, “Ben bu kadar sıkıntı yaşıyorsam kim bilir Anadolu’nun bir köşesinde bulunan insanlarımız neler yaşıyor” diye düşünmem oldu.  Bir anlamda onların hallerine tercüman olmak için yaşadıklarımı buraya aktarmak istedim.

***

Geçtiğimiz yıl Temmuz  ayında Kadıköy 4. İcra Dairesi’nden bir yazı aldım. 2 Temmuz 2007 tarihli “İlamsız takiplerde ödeme emri” başlıklı yazı, Vodafone Telekomünikasyon A.Ş. vekili Av. Ali Gürbüz ve Av. Abdo Mert Yasak’ın aldırdıkları bir karar idi.

Yanlışlık olduğundan emin bir şekilde gelen yazıyı okumaya başladım. Okuduğumda benim Vodafone’dan faturalı bir kullantelefonumun olduğunu anladım. İddiaya göre, 543 733 57 24 Vodafone hattıma 5 Şubat 2007 tarihli fatura tahakkuk etmiş ve ben 365.30 YTL’lik bir görüşme yapmış bulunuyorum. Ve katip eden 3 ay daha bu telefonu kullanmışım. “Ödeme emri” yazısında, 4 ay boyunca bu telefon ile toplam 814.40 YTL’lik bir görüşme yaptığım yazıyor.

Aradan geçen zaman içinde borcumu ödemediğim için Vodafone, alacağını tahsil etmek için, 543 733 57 24 numaralı telefondan dolayı beni icraya vermiş. Masrafları ile birlikte borç tutarı 1.025.57 YTL olmuş.

Bu tutarı 7 gün içinde ödememem halinde devamında gelen hukuki işlemlerin yapılacağı ve “74. madde gereğince disiplin hapsi ile tazyik olunacağım” belirtiliyordu.

Yazıyı sonuna kadar okuduktan sonra beynimden vurulmuşa döndüm. Benim ikamet adresim olarak gösterilen adres Büyükdere Mahallesi Çayırbaşı Cad. No: 297 K: 5 Büyükdere Sarıyer / İstanbul idi.

Bugüne kadar, Vodafone ya da eski ismi ile Telsim’den ne faturalı, ne de kontürlü hat kullandım. Benim kullanmadığım gibi ailemden de kullanan olmamıştı. İkamet adresinin de benimle alakalı olmadığını gördükten sonra da büsbütün rahatladım.

İsim benzerliği olabileceğini düşündüm. Çünkü belirtilen adreste hiçbir zaman olmadım. Söz konusu adreste ben ikamet etmediğim gibi öyle bir adresin neresi olduğunu bile bilmiyordum.

Yazıda belirtilen Av. Ali Gürbüz ve Av. Abdo Mert Yasak’ın yazıda verilen numaralardan telefonlarını aradım. Konuyu özetledikten sonra ortada bir yanlışlık bulunduğunu ve bu yanlışlığın düzeltilmesini istedim.

Karşımdaki şahıs kimlik bilgilerimi teyit etmek için bana bir takım sorular sordu. Baba adımı, ana adımı, doğum tarihimi ve yerimi sordu. Böylece yanlışlığın net bir şekilde ortaya çıkacağından emin bir şekilde sorulara cevap verdim.

Verdiğim bilgiler ile dosyadaki bilgiler tıpa tıp aynı idi. Kimlik bilgilerimde en küçük bir farklılık yoktu. Dahası, kimliğimin fotokopisinin bile dosyada bulunduğunu öğrendim.

Karşı taraftan aldığım cevap ağzımın açık kalmasına neden oldu. Dosyaya göre telefonu ben almıştım. Bana ait olan tek yanlışlık ikamet adresimde görünüyordu. Ben şaşkınlık içinde donup kalmış bir vaziyette telefonun öbür ucunda beklerken, karşımdaki şahıs kimlik fotokopime bakıp beni tarif etti.

Ben küt bıyıklı, tepesinde saçları iyice dökülmüş 40 yaşlarında biri idim. Tarif verilince biraz nefes alabildim. Ortada bir sahtekarlık ya da bir tür dolandırıcılık olmalı idi. Benim hiç bıyıklı kimlik resmim olmamıştı ve Allah’a şükür tepemde de daha hatırı sayılır bir miktar saçım vardı.

İlgili hukuk bürosu ile yapabileceğim fazla bir şey olmadığını fark ettim. Ardından Vodafone’un 444 0 542 numaralı Müşteri Hizmetleri’ni aradım. Durumu baştan anlattım. Hukuk bürosu ile görüştüğümü ama sorunumu Vodafone Müşteri Hizmetleri çözebileceğimin ifade ettiklerini söyledim.

Bu görüşmeyi 13 Mart 2007 saat 13.05’te İlknur Hanım ile yaptım. Bana önce söz konusu parayı yatırmam gerektiğini, ancak hakkımı ondan sonra arayabileceğimi belirtti.

kullanDurumu baştan anlattım. Ortada bir sahtekarlık bulunduğunu ve bundan dolayı benim mağdur edilmek istendiğini söyledim. Üstelik birilerinin yaptığı bu sahtekarlıkta, Vodafone bayiinin de bilerek veya bilmeyerek içinde yer aldığını hatırlattım.

Bana nüfus cüzdanımın arkalı önlü fotokopisini kendilerine fakslamamı istedi. Telefonun bitiminden hemen sonra verilen numaraya istenen faksı geçtim.

Bu görüşmenin dışında Vodafone’un Müşteri İlişkileri departmanına bir de mail yazdım. Durumu özetleyen mailde, ortada benim adıma bir sahtekarlığın yapıldığını ve bunun düzeltilmesini istedim.

Dahası, kimliğin aslını görmeden montaj resim fotokopisi ile hat vererek bu sahtekarlığa alet olan Vodafone bayiinin de kim olduğunun soruşturulmasını ve buna ilişkin bana da bilgi verilmesini istedim.

Bu yapılan görüşmelerden sonra durumun düzeltileceğinden emindim. Bu kadar emin olmama neden de Müşteri Hizmetleri’nin bana verdiği bilgiler idi. “Bahsettiğim gibi bir sahtekarlık varsa benim mağdur edilmeyeceğim” net bir şekilde ifade edilmişti.

DRAMIN İKİNCİ PERDESİ BAŞLIYOR

İçim artık rahattı. Ta ki “Haciz öncesi son uyarı” mektubunu alıncaya kadar. 5 Nisan 2008 tarihli  aldığım yazıda borcumun 1.668.23 liraya çıktığı belirtiliyordu.

Yazıda söz konusu borcumu ödemediğim hatırlatılıyor ve “borcu ödeme konusundaki olumsuz tavrımın devam etmesi halinde” başıma nelerin geleceği yazıyordu. “Varsa menkul ve gayri menkulüme el konulacak, ücretli çalışıyor isem ücretime haciz konulacak, evime gelindiğimde şayet evde bulunmuyorsam kapı çilingir marifetiyle açılacak bu masraf da dosyama eklenecekti.”

Dahası, “bildirilenlerin gereğini yerine getirmemem halinde mahkum edileceğim ve mahkumiyet cezasının infazı halinde de borçtan kurtulmayacağım” net bir şekilde yazıyor idi.

Bu kez doğrudan Vodafone’u aradım. 5 Nisan tarihli yazı bana 11 Nisan’da ulaşmıştı ve aynı gün Müşteri Hizmetleri’ni çevirdiğimde bu kez benimle görüşen kişi Funda Hanım idi. Durumu en baştan anlattım. Daha önce hukuk bürosunu aradığımı, ardından Vodafone Müşteri Hizmetleri ile görüştüğümü belirttim. Benden istenenleri gönderdiğimi söyledim.

İstanbul’da olduğumu istenmesi halinde talep edilen belgelerle birlikte kalkıp hemen gelebileceğimi belirttim. Bana gelmeme gerek olmadığını söyledi ve benden bir takım yeni belgeler göndermemi istedi.

Yaşadıklarımı anlatan bir yazının yanı sıra, noter tastikli nüfus cüzdan sureti ve ikametgah ilmuhaberi  istedi. İstenenleri hazırladım ve 0212 448 75 85 numaralı faksa geçtim.

Yeniden Vodafone Müşteri Hizmetleri’ni aradım. İstenilen belgeleri verilen numaraya geçtiğimi belirttim ve bu sorunun çözümlenmesi için benim yapmam gereken başka bir şey olup olmadığını sordum.

Başlatılan hukuki sürecin durdurulacağı ve kesinlikle bu konudan dolayı bir daha rahatsız edilmeyeceğim belirtildi.

VE EVİME HACZE GELİNİYOR

Aradan 4 ay geçti. 26 Ağustos Salı günü, benim işte olduğum bir gün eşim konukları ile otururken kapının zili çalıyor. Kadıköy İcra Dairesi’nden geldiklerini ve haciz işlemi yapmaları gerektiğini söylüyorlar.

Eşim başına gelenlerden şaşkın, içerde bulunan konukların yanında ortada sergilenen tablodan da mahcup bir durumda. Anlatılanları şaşkınlıkla dinliyor.

Daha önce başıma gelen sahtekarlık olayından eşim haberdar idi. Vodafone Hukuk Bürosunun, Sarıyer’de oturan sahtekarı bulmak yerine, Eyüp’te oturan Ünal Takık’ı ikinci kez mağdur etmenin peşinde olduğundan bilgisi vardı.

Eşim, gelenlere yaşanan süreci ve yapılan görüşme ve yazışmaları özetlemiş. Haciz için gelenler, inanmış görünmeye çalışarak, müstehzi bir bakışla eşimin yüzüne bakmışlar.

Bırakılan yazıya göre, borç miktarım 1.954.00 YTL’ye ulaşmış. Yapılan haciz ve muhafaza masrafının ayrıca icra borcuma ekleneceği belirtiliyor.

AKLIMA TAKILAN SORULAR

1- Vodafone Hukuk Bürosu, telefon sahibinin adresi Büyükdere Mahallesi Sarıyer görünürken neden benim Eyüp’teki evime geldi. Faturalı telefonun alındığı tarih Şubat 2007. Ben 8 yılı aşkın bir süreden beri tebliğatların yapıldığı Eyüp’teki adresimde oturuyorum. Son 8 sene zarfında ne işyeri adresim değişti ne ev adresim.
2- Faturalı telefon hattını veren Vodafone Bayii, kimliğin aslını görmeden nasıl fotokopi ile telefon satışı yapıyor? Bu dolandırıcılık işinin içinde olma durumu olabilir mi?
3- Eğer kimlik fotokopisi ile faturalı hat veriliyor ve bunu veren Vodafone bayileri sorumlu tutulmuyor ise muhtemelen benim durumumda olan çok sayıda mağdur bulunmalı. Çünkü benim nüfus cüzdanımın fotokopisi ele geçirildiği gibi binlerce kişinin de kimlik fotokopisi ele geçirilebilir. Şöyle zihninizi bir kurcalayın, günlük hayatımız içinde ne kadar çok yere kimlik fotokopisini vermek durumunda kaldığınızı… Kötü niyetliler, çok kolay bir şekilde bunlardan birine ulaşabilir.
4- Vodafone Müşteri İlişkileri, “müşterisine” nasıl söz ve teminat veriyor? “Bir daha bu konu ile ilgili rahatsız edilmeyeceksiniz” denmesine rağmen, neden mağduriyetim ortadan kaldırılmıyor. Tam tersine haciz için bir sonraki aşamaya geçiliyor.
5- Av. Ali Gürbüz’ün sahibi olduğu Etkin Hukuk Bürosu, Vodafone adına hizmet vermiyor mu? Vodafone uyardığı halde hukuk bürosu onu dikkate almıyor mu, yoksa Vodafone Müşteri İlişkileri bana ayrı şeyler söylerken, Hukuk Bürosu’na, “siz işlemi devam ettirin” mi diye talimat veriyor?

Haber7 Ünal TANIK
tanik@haber7.com

Tagged with:
Gundem, Haberler, Sondakika Haberleri kategorisinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: