Tüm Osmanlı PadiŞahları

SULTAN I.ABDÜLHAMİD

Doğum / Ölüm: 1725-1789
Saltanat Süresi: 1774-1789

49 yaşında, ağabeyinin ölümüyle tahta geçen I. abdülhamid, devletin gerilemesine sebep olan unsurları arayıp yok etmeye çalıştı. 1768’de başlayan Osmanlı Rus savaşı ve mali sorunlarla uğraştı. 1787’de, yeniden bir Osmanlı-Rus ve Avusturya savaşı başladı. Başarılı olamayan Osmanlı ordusu, güç durumda kaldı. 1788’de Ozi kalesinin Ruslar tarafından alındığı haberinin ertesinde, felç geçiren I. abdülhamid, bir süre sonra yaşama veda etti.

SULTAN 3. SELİM

Doğum / Ölüm: 1761-1808
Saltanat Süresi: 1789-1807 28.

Osmanlı padişahı olan III. Selim, III. Mustafa’nın oğludur. Amcası I. abdülhamid ölünce tahta çıktı. Saraydaki altın ve gümüş eşyaları eritip para bastırarak, ekonomik durumu düzeltmeye çalıştı. Islahat hareketlerine girişti Nizam-ı Cedid adı altında, yeni bir ordu kurdu. Osmanlı tarihinde ilk kez, Londra’ya, Paris’e, Viyana’ya elçiler atadı. Kabakçı Mustafa isyanıyla tahttan indirildi.

SULTAN 4. MUSTAFA

Doğum / Ölüm: 1779-1808
Saltanat Süresi: 1807-1808

1 yıl 2 ay gibi kısa bir süre tahtta kalan IV. Mustafa’nın padişahlığı, kendisini tahta çıkaran Alemdar Mustafa Paşa’nın isyanıyla uğraşmakla geçti. Sonunda Alemdar Mustafa Paşa tarafından, tahttan indirilerek yerine II. Mahmut geçirildi.

SULTAN 2. MAHMUD

Doğum / Ölüm: 1785-1839
Saltanat Süresi: 1808-1839

23 yaşında tahta çıktı. Amcası III. Selim’in himayesinde iyi bir eğitim görmüştü. Devrinde pek çok yenilikler yaptı. Sekban-ı Cedit ve Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla, yeni ordular kurup Yeniçeri Ocağını ortadan kaldırdı. Takvim-i Vekayi adıyla, ilk resmî gazetenin çıkmasını sağladı. Devletin insan ve servet durumunu belirlemek amacıyla, yalnız erkekleri kapsayan nüfus sayımı yaptırdı. İlköğretimin zorunlu ve parasız olduğunu ilan etti. Rüştiye, Harbiye ve Tıbbiye gibi okullar açıldı.

SULTAN ABDÜLMECİD

Doğum / Ölüm: 1823-1861
Saltanat Süresi: 1839-1861

Babasının ölümü üzerine, henüz 17 yaşında iken tahta geçen Abdülmecit, saltanatının dördüncü ayında, ilan ettiği Gülhane Hatt-ı Hümâyûn’u nedeniyle, dönemine Tanzimat dönemi denir. 1856’da Tanzimat Fermanı’na ek olarak, Islahat Fermanı’nı da ilan etti. Döneminde dış ve iç borçlanmalar giderek çığ gibi büyüdü.

SULTAN ABDÜLAZİZ

Doğum / Ölüm: 1830-1876
Saltanat Süresi: 1861-1876

Ağabeyi Abdülmecit’in vefatıyla, 32 yaşında iken Osmanlı tahtına oturdu. Sultan Aziz, necib vasıf ve hasletleri olan merd bir padişah idi. Sultan Abdülaziz’in saltanat devrini, ilki bir şan, şevket, intizam, kuvvet ve kudret, diğeri kargaşa, basiretsizlik ve siyasetsizlik olarak birbirine zıd iki safhaya ayırmaya sebep olan iki şahsiyet vardır ki; biri Ali Paşa ve diğeri Mahmud Nedim Paşa’dır. Sultan Aziz dönemiyle beraber, ülkenin felaketi de başlamıştı. Osmanlı, artık yavaş yavaş eriyordu.

SULTAN 5. MURAD

Doğum / Ölüm: 1840-1904
Saltanat Süresi: 30 Mayıs 1876-30 Ağustos 1876

Abdülaziz tahttan indirildikten sonra tahta çıkan V.Murad, Abdülaziz’in tahttan indirilmesi sırasında çıkan olaylardan ve tahta çıkışından sonra, devlet adamlarının meşrutiyetin ilanı konusunda birbirlerine düşmesinden, sinirleri ciddi biçimde bozulmuştu. 93 gün tahtta kaldıktan sonra, iyileşmesi için Çırağan Sarayı’na gönderildi. Yerine II. Abdülhamid geçirildi.

SULTAN II. ABDÜLHAMİD

Doğum / Ölüm: 1842-1918
Saltanat Süresi: 1876-1909

Sultan Abdülhamid XIX. Asrın sonları ile XX.asır başlarında uzun müddet, tam bir şahsi idare ile ülkenin başında kalmıştır. Dünyanın en önemli siyasilerinden biri sayılır. Hakkında her dilde yayınlar yapılmış, yerin dibine batırıldığı gibi göklere de çıkarılmıştır. 33 yıl süren saltanatının yalnız 30 yıl, 5ay, 8 günü kendi şahsi idaresine aittir.(ilk meclisi mebusanın tatili ile II. Meşrutiyetin ilanına kadar süren devre) 1878 yılı, Sultan Hamid’i şahsi idaresi o devre için buhranlar içindeki imparatorluğun anarşiye gitmesinden hayırlıydı.

II. Abdülhamid, kan dökmemeyi kesin bir prensip olarak kabul etmiş ve 30 yıl boyunca tatbik etmiştir. Çok merhametli olması, en büyük düşmanlarının bile rızıklarıyla oynamayıp bol maaşlarla sürgüne göndermesi gibi özelliklerinin yanısıra Sultan Abdülhamid bir siyaset dahisiydi. Hasım devlet adamları Sultan Abdülhamid’in diplomasisini daima çekinilecek bir unsur olarak görmüşler, düşman olmuş; fakat kudretini inkar edememişlerdi.

Sultan Abdülhamid siyasi dehası bir yana, fevkalade zekası ve hafızası ile ünlüdür. Tarihçiler kendisinin devrinin bütün devlet adamlarının üstüne çıkan bir zeka kurnazlık ve tecrübeye sahip olduğunda birleşmektedirler. İnsanlar üzerinde tesiri de çok övülmüştür. Kendi özel meselelerinde çok nazik olması, herkesi ayakta karşılaması, padişah huzurunda yer öpme adetini kesin şekilde yasaklaması, hiçkimseye, hatta çocuklarına “sen” diye hitab etmemesi bir çok şahsı kendisine bağlamış ve 30 yıllık şahsi iktidarının sebeplerinden biri olmuştur.

SULTAN MEHMED REŞAD

Doğum / Ölüm: 1840-1904
Saltanat Süresi: 1909-1918

31 Mart olayından sonra tahttan indirilen ağabeyi II. Abdülhamit’in yerine, 27 Nisan 1909’da padişah oldu. 30 Eylül 19122’de Balkan Devletleri, Osmanlılar’a savaş ilan ettiler. 18 Ekim 1912’de yapılan barış antlaşmasıyla, Trablusgarb’ı İtalya’ya bıraktı. 23 Ocak 1913’de İttihat ve Terakki Partisi, Bab-ı Ali baskınıyla yönetime egemen oldu. V. Mehmet, tüm etkinliğini yitirdi.

SULTAN MEHMED VAHIDÜDDIN

Doğum / Ölüm: 1861-1926
Saltanat Süresi: 1918-1922

Son Osmanlı padişahı Sultan Abdülmecid Han’ın en küçük oğludur. Küçük yaşta anne ve babasını kaybettiğinden, ağabeyi ikinci Abdülhamid Han’ın himayesinde yetişti. 4 Temmuz 1918’de, Mondros Mütarekesi imzalandı. Sultan Vahdeddin, bu mütarekeye imza koyan delegeleri kabul etmedi. 16 Mart 1920’de İstanbul, İtilaf Devletleri tarafından işgal edildi. 10 Ağustos 1920 tarihinde, Sevr Antlaşması imzalandı. Mondros mütarekesine dayanarak Yunanlılar İzmir’i, İtalyanlar Güneybatı, Fransızlar da Güney Anadolu’yu işgal ettiler. Bunun üzerine Türk milleti, bütün imkânlarını seferber ederek, İstiklal harbini başlattı.

SULTAN 3. MEHMED

Doğum / Ölüm: 1566-1603
Saltanat Süresi: 1595-1603

Eğri Seferi ve Haçova Meydan muharebesi zamanında gerçekleşmiş. Haçovada büyük bir zafer kazanılmıştır. Kazanılan büyük zaferlere rağmen III. Mehmet döneminde, Osmanlı’nın artık duraklama dönemine girdiği hissedilir. III. Mehmet’in mahlas ve lakapları: Adlî, Eğri Fatihi ve Gazi’dir. Osmanlı devlet yönetimine karşı çıkan ayaklanmalar (Celalî isyanları) sebebiyle, III. Mehmet devrinde devlet, ağır yaralar almıştı

SULTAN 1. AHMED

Doğum / Ölüm: 1590-1617
Saltanat Süresi: 1603-1617

Osmanlı padişahlarının on dördüncüsüdür. On dört yaşında padişah olup, on dört sene hükümdarlık yapmıştır. Kaynaklar, I. Ahmet’in çok genç yaşta tahta geçmesine rağmen, bilgili ve becerikli bir hükümdar olduğunu yazar. Medrese, imaret, akıl hastanesi içeren altı minareli Sultan Ahmet Camii’ni inşa ettirmiş, Mekke ve Medine’de hayır eserleri yaptırmıştı. Zamanında devlet içindeki olumsuzlukları, entrikaları ve çekişmeleri farkederek ciddi tedbirler almıştı. Bahtî mahlasıyla şiirler yazan, I.Ahmet’in kendisine ait bir divanı da vardır. Lakabı Gazi’dir.

SULTAN 1. MUSTAFA

Doğum / Ölüm: 1592-1639
Saltanat Süresi: 1617-1618/1622-1623

Kardeşi Sultan I. Ahmet’in ölümünden sonra, 25 yaşında tahta çıkarılmış, 96 gün sonra indirilmiş,
Genç Osman’ın katlinden sonra yeniden tahta çıkarılmış ve 1 yıl 3 ay 22 gün tahtta kalmıştır.
Giderek bozulmaya başlayan devlet yönetimi, iyice çığırından çıkmıştı. Kösem Sultan’ın entrikaları, rüşvetler, iltimaslar….. Devlet ileri gelenlerinin toplanıp aklen hasta olduğu düşünülen padişahı hal’e karar vermesiyle I. Mustafa, ikinci defa tahttan indirilmişti.

SULTAN GENÇ OSMAN

Doğum / Ölüm: 1604-1622
Saltanat Süresi: 1618-1622

On dört yaşında Osmanlı tahtına oturdu. Devletin tekrar yapılanması gerektiğini düşünüyordu. Osmanlı’nın içinde bulunduğu durumdan hiç de memnun değildi. Yapmaya çalıştığı değişiklikler askeri, devlet yönetimindeki kesimi rahatsız etmişti. Dört yıllık hükümdarlığı döneminde, Lehistan’a büyük bir sefer düzenlendi. Avrupa’da zaferler kazanıldı. 18 yaşında hacca gitmek üzere hazırlandığı sırada, kapıkulu ocağı ayaklandı. İsyancılar tarafından yakalanan Genç Osman, Yedikule zindanlarında katledildi.

SULTAN 4. MURAD

Doğum / Ölüm: 1612-1640
Saltanat Süresi: 1623-1640
Annesi Kösem Sultan, babası I. Ahmet’tir. 11 yaşında tahta çıktığında, devlet işleriyle daha çok annesi ilgileniyor gibiydi; ama o da Genç Osman gibi çabuk olgunlaştı. Annesini devlet yönetiminden uzaklaştırdı. Devletin kötüye gidişini, saraydaki entrikaları, bozulan ahlâkı büyük ve müthiş bir şiddetle durdurmaya çalıştı. Revan’a ve Bağdat’a fetihler düzenledi. 1638’de Bağdat’ı fethederek “Bağdat Fatihi” ünvanını aldı. Saltanat sürdüğü 7.5 yıl içinde, devlet otoritesinin üzerinde hiçbir kuvvet olamayacağını gösterdi. Musikiye de düşkünlüğü olan IV. Murat’ın aynı zamanda besteleri de vardır.

SULTAN 1. İBRAHİM

Doğum / Ölüm: 1615-1648
Saltanat Süresi: 1640-1648

Annesi Kösem Sultan, babası I. Ahmet’tir. Döneminde Girit fethedilmiştir. Saltanatı, sekiz yıl altı ay sürmüş; Şeyhülislam ve askerî erkanın hareketiyle çıkan büyük bir isyanda azledilmiş ve yerine IV. Mehmet tahta çıkarılmıştır.

SULTAN 4. MEHMED

Doğum / Ölüm: 1642-1693
Saltanat Süresi: 1648-1687

Babası Sultan İbrahim’in tahttan indirilmesi üzerine, yedi yaşında iken tahta oturdu. Padişahlığının ilk dönemlerinde, büyükannesi Mahpeyker, Kösem Sultan ve adamları söz sahibiydi. Devlet; Bosna, Dalmaçya, Yunanistan, Mora ve Venediklilerin hepsiyle birden aynı anda karşı karşıyaydı. Avusturya’da yenilgi üstüne yenilgi, Tuna’nın kuzeyindeki toprakların çoğunun kaybı ve 1683′ de Budin’in düşman eline geçmesi. Osmanlı İmparatorluğu, artık gerileme dönemindeydi; toprak kaybediyordu. IV. Mehmet 1687’de ulemâ ve devlet erkanının oy birliği ile tahttan indirildi.

SULTAN 2. SÜLEYMAN

Doğum / Ölüm: 1642-1691
Saltanat Süresi: 1687-1691

Hükümdar olduğunda 45 yaşındaydı. Padişahlığının ilk yılları, bozulmuş devlet düzeni ve askerî yenilgilerin verdiği sıkıntılarla geçti. Köprülü Fazıl Mustafa Paşa’yı sadrazam yaptı ve kaybedilen topraklar, yeniden ele geçirilip büyük zaferler kazanıldı. II. Süleyman iyi bir hattat ve nazik bir hükümdardı. 49 yaşında iken 1691’de Edirne’de öldü.

SULTAN 2. AHMED

Doğum / Ölüm: 1643-1695
Saltanat Süresi: 1691-1695

Sultan İbrahim’in üçüncü oğludur. Hat sanatında yetenekli olan II. Ahmet, 49 yaşında tahta geçmiştir. 1694’de Sakız adasının düşman eline geçmesini, içine sindirememişti. II. Ahmet’in Sakız adası için: “Macaristan’ın tümü fethedilse bile, Sakız’ın acısı içimden çıkmaz.” demesi üzerine, zamanında Sakız’ın fethi için uğraşılmış; fakat Sultan II. Ahmet, fethi göremeden 1695’te ölmüştür.

SULTAN 2. MUSTAFA

Doğum / Ölüm: 1664-1703
Saltanat Süresi: 1695-1703

Sultan IV. Mehmet’in oğlu olan II. Mustafa, 31 yaşındayken amcasının ölümü üzerine tahta geçti. İyi bir eğitim görmüştü. 1695’te Avusturya seferine çıktı. Bir çok yeri fethederek geri döndü. 1696’da bir kez daha Avusturya seferine çıkıp, yine büyük zaferler kazandı. 1697’de çıktığı üçüncü sefer, yenilgiyle sonuçlanıp Karlofça Anlaşması imzalandı. Bu sırada ülke içinde çalkantılar yaşanıyordu. Asker ve halk, birlikte isyan çıkardı. İsyanı bastıramayacağını düşünen II.Mustafa, saltanatı küçük kardeşi III. Ahmet’e bırakarak tahttan indi.

SULTAN 3. AHMED

Doğum / Ölüm: 1673-1736
Saltanat Süresi: 1703-1730

III. Ahmet’in padişahlığının ilk döneminde, pek çok iç huzursuzluklar, savaş sıkıntıları ve başarısızlıklar yaşandı. Padişahlığının ikinci dönemi ise Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın sadarete geçmesiyle başlayan “Lale Devri’dir”. III. Ahmet, yazı sanatıyla uğraşmış, müzik sanatıyla yakından ilgilenmiş ve “Necip” mahlasıyla şiirler yazmıştır. Patrona Halil isyanıyla tahttan indirilen III. Ahmet, tahttan indirildikten altı sene sonra, 63 yaşında ölmüştür.

SULTAN 1. MAHMUD

Doğum / Ölüm: 1696-1754
Saltanat Süresi: 1703-1730

I. Mahmut, II. Mustafa’nın büyük oğludur. Zamanında içte asayiş ve emniyet, dışta askerî başarılar kazanıldı. Bu sebeple I. Mahmut, “Gazilik” ünvanı da aldı. Memleketin her yerine kütüphaneler kuruldu. Patrona Halil isyanıyla, faaliyeti durdurulan matbaa, yeniden faaliyete geçirildi. Ordunun yenilenmesi için çaba sarfedildi. Ülke tarihindeki ilk kağıt fabrikası, onun emriyle Yalova’da kuruldu. Bilim ve sanat adamlarına hürmet gösterdi. 1754’te 59 yaşında öldü.

SULTAN 3. OSMAN

Doğum / Ölüm: 1699-1757
Saltanat Süresi: 1754-1757

Tahta çıktığı zaman, 56 yaşında idi. 2 yıl 11 ay süren saltanatı sırasında, İstanbul’da yangınlar, veba salgını, Haliç’in baştan başa donması gibi olaylar yaşanmıştı. Dışta ayaklanmalar başgöstermiş; Mısır, Belgrad gibi önemli eyaletlerin valileri, görev yapamaz hale gelmişti. III. Osman’ın hiç çocuğu olmadığından, öldüğünde yerine III. Mustafa geçmiştir.

SULTAN 3. .MUSTAFA

Doğum / Ölüm: 1717-1774
Saltanat Süresi: 1757-1774

Amcası Sultan III. Osman’ın ölümüyle tahta geçen III. Mustafa, 16 yıl 3 ay hükümdarlık yaptı. Vergiler, vakıf gelirleri, dışalım alanlarında reformlar gerçekleştirdi.
Askerlik alanında, topçu sınıfıyla ilgilendi. Kâğıthane’de topçuluk eğitimi için okullar açtı. Artık gerileme döneminde olan Osmanlı, kuvvetini yitiryordu. Ruslarla yapılan hemen hemen bütün savaşlar kaybediliyordu. Kırım’ın da kaybedilmesinin ardından, 1774’de kalp yetmezliğinden hayata veda eden Sultan III. Mustafa’nın yerine, kardeşi I. abdülhamid geçti.

OSMAN GAZİ

Doğum / Ölüm: 1258-1326
Saltanat Süresi: 1281-1324

Osmanlı İmparatorluğu’nun hükümranlığı süresince, dillere destan olan dürüstlük, sevgi ve adaletin temeli, Osman Bey zamanında atılarak; tüm ülke de uygulanması sağlanmıştır. Devrin gönül sultanlarından ve ahilerinden, Şeyh Edebâli Hazretleri’ne tâbîdir. Ülkenin yönetimi konusunda, Şeyh Edebâli Hazretleri’ni sık sık zaviyesinde ziyaret ederek bilgiler almış ve küçük bir Kayı boyu olarak teslim aldığı ülkesinin hudutlarını, kısa zamanda genişletmiştir.

ŞEYH EDEBÂLİ’NİN VASİYETİ

Ey oğul, artık Bey’sin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Güceniklik bize, gönül almak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Acizlik bize, hoş görmek sana. Anlaşmazlıklar bize, adalet sana. Haksızlık bize, bağışlamak sana.

Ey oğul! Sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma ve insanı yaşat ki; devlet yaşasın. Ey oğul! İşin ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı. Allah yardımcın olsun!

OSMAN GAZİ’NİN VASİYYETNÂMESİ

Âkıbet-i kâr budur herkese, bâd-ı fenâ pîr ve civâna ese Azmi-bekâ eylersem ben bu dem, devlet-i ikbal ile ol muhterem! Çünkü, senin gibi halef koymuşum, rihlet edersem bu cihândan ne gam. Lîk vasiyyet ederim gûş kıl! Gayri gam-ı denî ferâmûş kıl! Dilerim ey sâhib-i ikbâl-câh! İtmeyesin cânib-i zulme nigâh! Adl ile bu âlemi âbâd kıl! Resm-i cihâd ile beni şâd kıl! Râh-ı cihâd içre edip fütûhât, memleket-i Rûm’da kıl adl-ü dâd! Eyle riâyet ulemâya temâm. Tâ ki bula, emr-i şerî’at nizâm! Her nerede işidesin ehl-i ilm, göster ona rağbet-ü ikbâl ü hilm! Asker ve mal ile gurûr eyleme! Şer’i şerîf ehlini dûr eyleme! Şer’dir mâyeşi şâhi ve bes! Şer’a muhalif işe etme heves! Matlabımız dîn-i Hudâdır bizim! Mesleğimiz râh-ı Hudâdır bizim. Yoksa kuru mihnet ve gavga değil, şâh-ı cihân olmaya dâvâ değil! Nusret-i dîn oldu çü maksad bana, maksadıma kasd yaraşır sana. Âleme in’âmını âm ide gör. Memleket emrini temâm ide gör! Hıfz-ı re’âyâ çalış rûzü şeb! Tâ ki karîn ola sana lutf-i Rab!
Vasiyetnâmenin özü şöyledir:

“Allahû Tealâ’nın emirlerine muhalif bir iş eylemeyesin! Bilmediğini şeriat ulemâsından sorup anlayasın. İyice bilmeyince bir işe başlamayasın. Sana itaat edenleri hoş tutasın! Askerine in’âmı, ihsanı eksik etmeyesin ki; insan ihsanın kulcağızıdır. Zalim olma! Âlemi adaletle şenlendir ve Allah için cihadı terk etmeyerek beni şâd et! Ulemâya riayet eyle ki, şeriat işleri nizam bulsun! Nerede bir ilim ehli duyarsan, ona rağbet, ikbal ve hilm göster! Askerine ve malına gurur getirip şeriat ehlinden uzaklaşma. Bizim mesleğimiz Allah yoludur. Ve maksadımız Allah’ın dînini yaymaktır. Yoksa, kuru kavga ve cihangirlik davası değildir. Sana da bunlar yaraşır. Daima herkese ihsanda bulun! Memleket işlerini noksansız gör! Hepinizi Allahû Tealâ’ya emanet ediyorum!”

ORHAN GAZİ

Doğum / Ölüm: 1281-1360
Saltanat Süresi: 1324-1360

Orhan Gazi, hâlim selim olup, oldukça da merhametliydi. Kolay kızmaz, kızınca da belli etmezdi. Askerlerini ve tebaâsını kendisinden fazla korurdu. Çok adildi. Fethettiği topraklarda, hristiyan ahâliye gösterdiği adil davranışları nedeniyle çok sevilirdi. Onun adaletine gıpta eden hristiyanlar, kendi soyundan ve dîninden hanedanların yerine, Osmanlı idaresini tercih ederlerdi. İyi bir teşkilatçı, mükemmel bir idareciydi. Üstün dehaya sahip bir askerdi. Dedesi Şeyh Edebâli ve Dursun Fakih gibi zatlardan feyz alıyordu. Evliyalara, mürşidlere hürmet eder, sohbetlerine katılır; devlet yönetimi konusunda onları rehber edinirdi. Zamanında kurulan yeniçeri ocağının manevî pîri, Hacı Bektâşi Velî Hazretleri idi. Hacı Bektâşi Velî Hazretleri, Yeniçeri Ordusu’na dua ederek askerlere İslâm dînini anlattı. Bu yüce zatın kendilerine manevî pîr olması ile yeniçeri ordusu, disiplinini ona bağlamıştı. O da: “Mesleğimiz râh’ı Hudâdir bizim, yoksa kuru mihnet ve gavga değil, şâh-ı cihân olmaya dâvâ değil!” (Mesleğimiz Allah yoludur. Maksadımız Allah’ın dînini yaymaktır. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik davası değildir.) diyen babası gibi, oğluna i’lâ-yı kelimetullah için savaşmayı, adaletle hükmetmeyi vasiyet etmişti.

ORHAN GAZİ’NİN VASİYETİ

“Oğul! Saltanatına mağrur olma. Unutma ki dünya, Hazreti Süleyman’a kalmamıştır. Unutma ki; dünya saltanatı geçicidir; lâkin büyük bir fırsattır. Allah yolunda hizmet ve Peygamberimiz (S.A.V)’in şefaatine mazhâriyet için, bu fırsatı iyi değerlendir! Dünyaya ahiret ölçüsüyle bakarsan; ebedî saadeti feda etmeye değmediğini göreceksin. Oğul! Rumeli fethini tamamla! Konstantiniyye’yi (İstanbul’u) ya fethet, yahut fethe hazırla! Civardaki Türk Beyleri ile mesele çıkarmamaya çalış. Ahâli her ne kadar bizi isterse de, başlarında bulunan beyler, beyliklerinden geçme taraftarı gözükmez. Daha bir zaman idare edecekler, lâkin sonunda olmuş meyve gibi avucuna düşeceklerdir. Anadolu’da gîle çıkmazsa, Rumeli işini rahat halledersin. Bu yüzden, Anadolu’nun sessizliğini bozmamaya gayret et. Cennet mekan babam Osman Gazi Han, Söğüt ve Domaniç’ten ibaret bir avuç toprağı beylik yaptı. Biz, Allah’ın izniyle beyliği hanlığa, sultanlığa ikmal ettik. Sen daha da büyüğünü yapacaksın! Osmanlı’ya iki kıta üstünde hükmetmek yetmez. Zira i’lâ-yı kelimetullah azmi, iki kıtaya sığmayacak kadar yüce bir azimdir. Selçuklu’nun vârisi biz olduğumuz gibi, Roma’nın vârisi de biziz!

Oğul! Kur’ân-ı Kerîm’in hükmünden ayrılma! Adaletle hükmet! Gâzileri gözet! Dîne hizmet edenlere hizmeti şeref say! Fakirleri doyur! Zalimleri cezalandırmakta tereddüt gösterme! Adaletin en kötüsü, geç tecelli edenidir. Sonunda hüküm isabetli bile olsa, geciken adalet zulümdür! Oğul, biz yolun sonuna geldik. Sen daha başındasın. Cenab-ı Mevlâ saltanatını mübarek kılsın.”

SULTAN MURAT HÜDÂVENDİGÂR(1.MURAT) [img]http://www.mihr.com/webs/osm/padisahlar/3/1.murad.jpg
[/img]

Doğum / Ölüm: 1326-1389
Saltanat Süresi: 1360-1389

Osmanlı padişahlarının üçüncüsü, velî ve ahî şeyhi Murat Hüdâvendigâr, devrin âlimleri tarafından tam bir ihtimamla yetiştirildi. Padişahlığı süresince 37 savaşın tamamında galip gelmeyi başaran I. Murat, son derece cömert, dikkatli, sabırlı bir insandı. Çalışkan ve çevikti. Her şeyden evvel iyi düşünür, amacını temin için hiçbir şeyi ihmal etmez ve unutmazdı. Murat Han, maiyetini heybetiyle titretir, bununla beraber onlara hiçbir kumandanın gösteremiyeceği yumuşaklık, şefkat ve muhabbetle muamele ederdi. Samimi şahsiyeti ile içte ve dışta sevgi uyandıran büyük bir hükümdardı. Şehit olmak için dua ettiği Kosova Savaşı’nda, duasından birkaç dakika sonra şehit olarak vefat etmiştir.

SULTAN I.MURAT’IN KOSAVA DUASI

Sultan 1. Murat’ın Kosava Meydan Savaşı’nda ölmeden birkaç dakika önce okuduğu dua: (bugünün Türkçesi ile)

Peygamberin yüzünün suyu, Kerbelâ’da akan kan, ayrılık gecesinden ağlayan göz, aşkının yolunda sürünen yüz, dertlilerin hazin gönlü ve canlara tesir eden yakarışları için, lütfunu bizimle beraber kıl ve muhafazanı bizden eksik etme yarabbi!

Yarab! İslâm ehline yardımcı ol, düşmanın elini bizden uzak tut! Günahımıza değil, candan ve gönülden gelen âhımıza bak!

Mücahidlerini telef ve bizi düşman oklarına hedef ettirme. Vücutlarımızı mezardan sakla, İslâm’ı tehlikelerden uzak tut. Bunca senedir ettiğimiz duaları ve dîn uğruna yaptığımız savaşları boşa çıkarma. Adımı kahrın ile perişan, yüzümü halkın içinde siyah etme! İslâm topraklarını ayaklar altında çiğneten, utanç içindeki insanların yaşadığı bir yer haline getirme.

Yarabbi, bilirim ki İslâm ehline lütufların çoktur, bu lütuflarını bu savaşta da göster. Dîn yolunda şehit olunacaksa, beni et de ahirette mutlu bir yere ulaşayım.

SULTAN YILDIRIM BÂYEZID
[img]http://www.mihr.com/webs/osm/padisahlar/4/yildiriimbayezid.jpg
[/img]
Doğum / Ölüm: 1360-1403
Saltanat Süresi: 1389-1403

Yıldırım Bâyezıd; ordusu tasavvufu yaşayan, esnafı tasavvufu yaşayan, halkının da büyük kısmı tasavvufu yaşayan bir ülkenin tasavvufta olmayan padişahıydı. Damadı Emir Sultan Hazretleri, Allah’ın büyük bir evliyasıydı. Ölümünden sonra bile serhat boylarında gazilerin görmeye devam ettikleri, zamanında kerametler sultanı diye anılan Emir Sultan Hazretleri, Yıldırım’ın Timur ile savaşmaması için çok gayret etti. Savaştan sonra ne olacağını biliyordu. Savaş başlamadan önce ayağına kadar giden Allah’ın bu büyük mürşidini dinlemeyen Yıldırım Bâyezıd, acı dolu bir hayata sürüklüyor kendisini ve Osmanlı’nın Ankara savaşından sonra fetret devrine girdiğini görüyoruz.

SULTAN ÇELEBİ MEHMED
[img]http://www.mihr.com/webs/osm/padisahlar/5/celebimehmed.jpg
[/img]
Doğum / Ölüm: 1389-1421
Saltanat Süresi: 1413-1421

Osmanlı Devleti’nin ikinci kurucusu kabul edilen Çelebi Mehmed, kıraat ve fıkıh âlimidir. 1413’de tek başına tahta çıkarak fetret devrini bitirmiştir. Makul hareket eden, sabırlı, azim ve irade sahibi, sözüne ve vaadine sadık, vakur ve ciddi bir hükümdardı. Yalnız dostuna değil, düşmanlarına da kendisini sevdirmiştir. O da diğer Osmanlı sultanları gibi müşidlere hürmet eder, sohbetlerinde bulunur, devlet işlerini danışırdı. Mürşidi, eniştesi Emir Sultan Hazretleri’dir. Ömrünü Allahû Tealâ’nın dînine hizmet etmek, insanlara Resûl-i Ekrem’in örnek ahlâkını tanıtmak ve yolunu yaymak için, kuvvetli bir devlet kurmaya feda etti. Memlekette birliği ve dirliği tesis etti. Zamanın evliyalarına meclislerinde yer verip, ilim ve feyzlerinden istifade etti. Çelebi Sultan bazen şiir de söylemiştir. Cihan hasım olsa, Hakk’dan nusret iste! Erenlerden duâ vü himmet iste! Çalıp dîn ışkına uduaneşimşir, Anuban çar-ı yârı hidmet iste! Eğer leb-tegne isen ey bed-endişi Bu deşne çeşmesinden şerbet iste! Geçenden geç, demir taştan sakınma, Demiri mahu idenden kuvvet iste! Çervürme yüz muhâlifden Mehemmed Adûyı arsadan sür vüs’at iste!

SULTAN 2. MURAD

Doğum / Ölüm: 1403-1451
Saltanat Süresi: 1421-1444/1446-1451

Halkının kendisine karşı duyduğu sevgi ve tazimden dolayı, Koca Murad Bey, Koca Murad Gazi isimleriyle andığı, ince ruhlu, hassas, lütufkâr, adil, merhametli, sözüne sadık, cesur ve tedbir sahibi, kumanda kabiliyetli yüksek bir devlet adamıydı. İlme ve âlimlere çok hürmet edip evliyaya izzet ve ikramda kusur etmediği için, memleketi âlim ve evliya yurdu oldu. Herkesin duasını aldı. Mürşidi, Hacı Bayram-ı Velî Hazretleri’ydi.

FATİH SULTAN MEHMED [img]http://www.mihr.com/webs/osm/padisahlar/7/f.s.mehmed.jpg
[/img]
Doğum / Ölüm: 1432-1481
SaltanatSüresi:1444-1446/1451-1481

Yedinci Osmanlı Padişahı ve İstanbul Fatihi’dir. Küçük yaşta tahsiline ve yetişmesine çok ehemmiyet verilen şehzade Mehmed, devrin en mümtaz âlimlerinden ilim öğrendi. İlk hocası Molla Yegan’dı. Daha sonra, meşhur dîn ve fen âlimi, zâhirî ve batınî ilimlerde mütehassıs mürşidi Akşemseddin Hazretleri’nin terbiyesine verildi. Akşemseddin Hazretleri, şehzadenin her şeyiyle bizzat ilgilenirdi. Güzel bir eğitimden geçip matematik, hendese (geometri), hadis, tefsir, fıkıh, kelâm ve tarih ilimlerinde iyi şekilde yetişti. İdare edeceği memleketlerden kim gelirse gelsin, ona kendi dili ile hitap etmek için Arapça, Farsça, Latince, Yunanca öğrendi. Sultan Mehmed’in hayal gücü çevresini bile korkutuyordu. İstanbul’un alınması için, mürşidi Akşemseddin Hazretleri’nin himmeti ve büyük mucitlere has tahayyül dehası ile, yürüyen zırhlı kuleler yaptırmış, havan topunu icat etmiş, mühendisliğini kendisinin yaptığı toplar döktürmüştü. Mürşidine itaati, azmi ve Allah vergisi dehası sayesinde, Allah’ın yardımıyla İstanbul’u fethetmiştir. O devirlerde Fatih’in karşısında olanlardan Dukas şöyle diyor: “İkinci Mehmed, topların ve muhasara aletlerinin nerelere konması, muharebe ilerledikçe nasıl yer değiştirmesi icap ettiğini düşünüyor, tespit ediyor, emir veriyordu. Lağım açılacak yerleri, harp planları üzerinde işaretliyor, hendeklerin başlarını ve merdivenlerin surların neresine dayanacağını gösteriyordu. Bütün gece bunları hazırlıyor, gündüz emirlerinin nasıl tatbik edildiğini kontrol ediyordu. Sanılır ki hiç uyumuyordu. Kimsenin aklına gelmeyen hileleri bulup tatbik etmekte, galiba emsali gelmemişti.” 21 yaşında genç bir İtalyan olan Zorzo Dolfin ise Fatih ile ilgili şu satırları yazıyor: “Sultan Mehmed çok az güler. Zekâsı daima çalışma halindedir. Çok cömerttir. Her işte fevkalâde atılgandır. Kesin konuşur. Kimseden çekinmez. İçki içmez, zevk ve sefadan uzaktır. Türkçe, Yunanca ve Sırpça’yı iyi konuşur.

SULTAN II.BEYAZİD

Doğum / Ölüm: 1447-1512
Saltanat Süresi: 1481-1512

Sultan Beyazid ilme, âlimlere, evliyalara çok hürmet eder, onlara ihsanlarda bulunurdu. Adalet ve merhametten ayrılmayan, vakarlı, hilmiyle meşhur bir padişah olduğu için, Velî Bayezid olarak bilinir. Allahû Tealâ’nın rızası için ilim öğrenen ve insanlara nasihat eden mürşidlerin, evliyaların sözlerinden çıkmaz, onların nasihatlerini can kulağı ile dinlerdi. Seyyid Sadreddin Muhammed Horasani ve Zeyneddin Hafi Hazretleri’nin halifelerinden Abdurrahim Merzifoni’nin sohbetlerinde bulundu. Şeyh Hamdullah Agah’dan hat dersleri aldı. Seyyid Sadreddin Muhammed’in oğlu ve halifesi olan ve “babam” diye bahsettiği Seyyid İbrahim Çelebi’nin ilminden istifade etti. Çelebi halife adıyla meşhur, Cemal-i Halife’nin ve Ebussuud Efendi’nin babası, Yavsı Şeyh namıyla meşhur, Muhyiddin İskilibî gibi büyük evliya zatlarının dualarına kavuştu. Çelebi, halife sultan olacağını 40 gün önceden haber verdi. Tarihî kaynaklar onun, babası Fatih Sultan Mehmet’ten sonra en bilgin Osmanlı padişahı olduğunda birleşmişlerdir. Sağlığında saltanatı, oğlu şehzade Selim’e teslim etmiştir. Otuz seneden fazla süren saltanatı boyunca, sulh ve sukûnu tercih etmesi, donanmayı yenileyip hazırlıklar yapması, kendisinden sonra tahta geçen oğlu Yavuz Sultan Selim Han’ın fasılasız cihad ile meşgul olmasına vesile oldu

YAVUZ SULTAN SELİM

Doğum / Ölüm: 1470-1520
Saltanat Süresi: 1512-1520

Daha şehzadeliğinde halkın “Yavuz” dediği ve tam adı “Selim Şah” olan Sultan Selim, zevk ve sefadan uzak bir hükümdardı. Her zaman devlet işleriyle meşguldü. Yavuz’un bütün gösterişi, devlet işlerindeydi. Hususi hayatında mahcup, mütevazı ve sakin bir adamdı. Çok çevik ve zeki idi. Evliyaya çok rağbet ederdi, onların sohbetlerine katılmayı bulunmaz bir ni’met sayardı. Mürşidi Sümbül Efendi Hazretleri’ydi. Yavuz Sultan Selim ve ordusu, dünya üzerinde çölü 13 gün gibi kısa bir sürede geçebilmiş tek orduydu. Yavuz Sultan Selim, bu sefer sırasında ordusuyla çölde ilerlerken, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’i gönül gözüyle görmesi ve bu şekilde Peygamber Efendimiz’in onlara çölün nasıl geçileceğinin yolunu göstermesiyle başarılmıştır. Kulağı küpeli tek padişahtır. Mısır seferi sırasında, paşaların kullarını tanıyabilmek için (her paşa farklı renkte küpe kullandırırmış) kullarına küpeler taktırdıklarını görmüş, bunun üzerine kendisinin Allah’ın kulu olduğunu manasını taşıyan küpesi, kendisinin isteğiyle Mısır seferi sırasında takılmıştır. Yavuz Sultan Selim, Mısır’ı fethettiğinde bakıyor ki insanların kulaklarında küpeler var . “Bu küpeler ne?” diyor. Renk renk küpeler; bir kısmı siyah küpe, bir kısmı beyaz küpe. Bir kulaklarına bir küpe takmışlar; siyah, demirden küpe. “Bu” diyorlar, “Siyah olanlar Süleyman Paşa’nın kulları; beyaz olanlar Hasan Paşa’nın kulları” (Bunlar hep Paşaların kullarını tanımak için kulaklarına taktığı şey.) “Getirin!” diyor “Hangi renk yok, o renkten bir tane de benim kulağıma takın” diyor. “Eeee” diyorlar, “Hangi paşanın rengini takacaksın?” “Ne paşası?” diyor “Orası var. Allah var. Onlar paşaların kulları olmaya devam etsinler. Ben Allah’ın kuluyum.” diyor. Ve herkes Yavuz Sultan Selim’i küpeli olan o resmiyle görünce, “Allah Allah, ne biçim padişah bu!” diyorlar, “Gayri ciddi bir padişah, kulağı küpeli padişah.” Oysa ki; orada çok derin bir mana var. O küpe onun Allah’ın kulu olduğunu ispat ediyor herkese.

KÂNÛNİ SULTAN SÜLEYMAN [img]http://www.mihr.com/webs/osm/padisahlar/10/kanuni.jpg
[/img]
Doğum / Ölüm: 1495-1566
Saltanat Süresi: 1520-1566

Osmanlı Sultanları’nın onuncusu Yavuz Sultan Selim Han’ın oğlu, ismini Kur’ân-ı Kerîm’de geçen Hazreti Süleyman’ın isminden aldı. Kânûni lakabıyla meşhur oldu. Avrupalılar, Büyük Türk ve Muhteşem Süleyman lakablarını verdiler. Kanûni Sultan Süleyman Han, evliyalara mürşidlere çok hürmet eder, izzet ve ikramlarda bulunurdu. Sümbül Efendi ve talebesi Merkez Efendi’ye, Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri’nin halifelerinden Baba Haydar’a ve İstanbul’daki diğer evliyaya çok hürmet gösterirdi. Allah dostlarına danışmadan hiçbir iş yapmaz, Allah dostlarının nazarlarını üzerinden eksik etmezdi. Her Osmanlı padişahı gibi Kânûnî Sultan Süleyman da kul hakkına riayet eder, ahirette kendinden hesab sorulmasından çok korkardı. Eşsiz bir adalet duygusuna sahipti. Mürşidi Yahyâ Efendi Hazretleri’ydi.

SULTAN 2. SELİM

Doğum / Ölüm: 1524-1574
Saltanat Süresi: 1566-1574

Babası Kânûni Sultan Süleyman, Annesi Hürrem Sultandır. Devlet işleriyle daha çok vezirleri ve özellikle Sokullu Mehmet Paşa ilgilenmiş, annesi Hürrem Sultan da, devlet işlerinde söz sahibi olmuştu. Saraya ilk cinci hoca, Hürrem Sultan zamanında girmiş, Osmanlı artık yavaş yavaş gücünü kaybetmeye başlamıştı. Sakız ve Kıbrıs adaları fethedilmesine rağmen, İnebahtı yenilgisi artık Osmanlı’nın yavaş yavaş gücünü kaybettiğinin izlerini taşıyordu. Sarayda Allah’ın evliyalarının hakimiyeti azaldıkça Osmanlı, giderek gerilemeye başladı. Akçe’nin gümüş oranı %7 azaltılmış, her alanda görülen gerileme Osmanlı’nın ekonomisinide etkilemiş, hazine boşalmaya yüz tutmuştu.

SULTAN 3. MURAD

Doğum / Ölüm: 1546-1595
Saltanat Süresi: 1574-1595

Osmanlı’nın içinde bulunduğu gerileme dönemine rağmen fetihler gerçekleşmiş, Lehistan krallığı ve Fas Sultanlığı onun zamanında Osmanlı himayesine girmişti. İran Azerbaycanı tamamiyle feth edilmiş, Hazar Denizi’nde hakimiyet oluşturulmuştu. III. Murat, Muradî mahlasıyla şiirler de yazmıştır.

YAVUZ SULTAN SELİM

Doğum / Ölüm: 1470-1520
Saltanat Süresi: 1512-1520

Daha şehzadeliğinde halkın “Yavuz” dediği ve tam adı “Selim Şah” olan Sultan Selim, zevk ve sefadan uzak bir hükümdardı. Her zaman devlet işleriyle meşguldü. Yavuz’un bütün gösterişi, devlet işlerindeydi. Hususi hayatında mahcup, mütevazı ve sakin bir adamdı. Çok çevik ve zeki idi. Evliyaya çok rağbet ederdi, onların sohbetlerine katılmayı bulunmaz bir ni’met sayardı. Mürşidi Sümbül Efendi Hazretleri’ydi. Yavuz Sultan Selim ve ordusu, dünya üzerinde çölü 13 gün gibi kısa bir sürede geçebilmiş tek orduydu. Yavuz Sultan Selim, bu sefer sırasında ordusuyla çölde ilerlerken, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’i gönül gözüyle görmesi ve bu şekilde Peygamber Efendimiz’in onlara çölün nasıl geçileceğinin yolunu göstermesiyle başarılmıştır. Kulağı küpeli tek padişahtır. Mısır seferi sırasında, paşaların kullarını tanıyabilmek için (her paşa farklı renkte küpe kullandırırmış) kullarına küpeler taktırdıklarını görmüş, bunun üzerine kendisinin Allah’ın kulu olduğunu manasını taşıyan küpesi, kendisinin isteğiyle Mısır seferi sırasında takılmıştır. Yavuz Sultan Selim, Mısır’ı fethettiğinde bakıyor ki insanların kulaklarında küpeler var . “Bu küpeler ne?” diyor. Renk renk küpeler; bir kısmı siyah küpe, bir kısmı beyaz küpe. Bir kulaklarına bir küpe takmışlar; siyah, demirden küpe. “Bu” diyorlar, “Siyah olanlar Süleyman Paşa’nın kulları; beyaz olanlar Hasan Paşa’nın kulları” (Bunlar hep Paşaların kullarını tanımak için kulaklarına taktığı şey.) “Getirin!” diyor “Hangi renk yok, o renkten bir tane de benim kulağıma takın” diyor. “Eeee” diyorlar, “Hangi paşanın rengini takacaksın?” “Ne paşası?” diyor “Orası var. Allah var. Onlar paşaların kulları olmaya devam etsinler. Ben Allah’ın kuluyum.” diyor. Ve herkes Yavuz Sultan Selim’i küpeli olan o resmiyle görünce, “Allah Allah, ne biçim padişah bu!” diyorlar, “Gayri ciddi bir padişah, kulağı küpeli padişah.” Oysa ki; orada çok derin bir mana var. O küpe onun Allah’ın kulu olduğunu ispat ediyor herkese.

en sevdiğim padişahlardan biridir ilk önce bizimle paylaştığın için çok teşekkürler
diğer bi rivayete göre de kulağında ki küpenin manası sah ismailin tavla oynarken yaptığı bi yanlışlık ile yanağına vurması ve bu sana kulağınaküpe olsun demesiymişş..
valla doğrumudur bilemicem fakat bilindiği üzere şah ismaille durumları tavla nası oynarlar anlayamadım ama ben de tarih hocamdan duymuştum…

Reklamlar
Tagged with:
Konular, Tarih kategorisinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: