Fenerbahçe 3 Gençlerbirligi 0 Maç Sonucu

Eylül 20, 2008

Lig’te kötü haftalar geçiren ve hafta arası Şampiyonlar Ligi’nde kötü sonuç alan F.Bahçe, hırsını G.Birliği’nden çıkardı. Kadıköy’de 3 puan 3 golle geldi.

Stat: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu

Hakemler: Fırat Aydınus , Mustafa İspiroğlu , Hakan Yemişken

Fenerbahçe: Volkan Babacan , Gökhan , Önder , Lugano , Roberto Carlos , Burak (Dk. 65 Kazım ), Maldonado , Emre , Uğur (Dk. 65 Selçuk ), Ale , Guiza (Dk. 83 İlhan )

Gençlerbirliği: Periç , Erkan , El Saka , Traore , Ergün , Mehmet Nas (Dk. 71 Yasir ), Kerem (Dk. 56 Addo ), Koray , Engin , Mustafa , Burhan (Dk. 68 Kahe )

Goller: Dk. 41 Ale, Dk. 64 Guiza, Dk. 90 Kazım (Fenerbahçe)

Kırmızı Kart: Dk. 54 El Saka (Gençlerbirliği)

Sarı Kartlar: Dk. 16 El Saka, Dk. 24 Kerem, Dk. 68 Addo (Gençlerbirliği), Dk. 24 Emre, Dk. 90 İlhan (Fenerbahçe)

Turkcell Süper Lig’de yapılan maçta Fenerbahçe, Gençlerbirliği’ni 3-0 yendi.

9. dakikada Ale’in kafayla aşırdığı topla ceza alanı içinde buluşan Burak’ın vuruşunda, savunmada Ergün’e çarpan top üstten kornere çıktı.

19. dakikada Roberto Carlos’un soldan ortasında ceza alanı içinde ön direkte Lugano, kötü bir vuruşla meşin yuvarlağı auta attı.

23. dakikada Kerem’den seken topta kaptan Ale’in pasıyla ceza alanına hareketlenen Guiza’dan önce kaleci Periç kalesinden çıkarak, topa sahip oldu.

31. dakikada Maldonado’nun kaptırdığı topla hareketlenen Burhan’ın ceza yayı üzerinden şutunda, meşin yuvarlak kaleci Volkan Babacan’da kaldı.

34. dakikada Gökhan’ın sağdan ortasında ceza alanı içinde Guiza’nın kafa vuruşunda, top yandan auta çıktı.

36. dakikada Mehmet Nas’ın sağdan ortasında ceza alanı içinde Mustafa’nın kafa vuruşunda, kaleci Volkan Babacan üzerine gelen topu kontrol etti.

39. dakikada sağdan getirdiği topla ceza alanına giren Guiza’nın vuruşunda, altı pasta Ergün’e çarpan top kornere çıktı.

41. dakikada Uğur’un soldan ortasında ceza alanı içinde topu kontrol eden Ale, savunmada Traore’yi geçerek yerden düzgün bir vuruşla meşin yuvarlağı filelere gönderdi: 1-0

Karşılaşmanın ilk yarısı 1-0 Fenerbahçe’nin üstünlüğüyle sona erdi.

50. dakikada Engin’in ceza yayı üzerinden vuruşunda, top yandan auta çıktı.

53. dakikada Ale’in soldan kullandığı serbest vuruşta, arka direkte Guiza’nın gelişine vuruşunda, meşin yuvarlak yandan auta gitti.

64. dakikada Roberto Carlos’un orta sahadan uzun pasında savunmanın arkasına sarkarak kaleci Periç ile karşı karşıya kalan Guiza, kalecinin yanından topu filelere göndererek, farkı 2′ye çıkardı: 2-0

73. dakikada Selçuk’un sağdan ortasında ceza alanı içinde Ale’in kafa vuruşunda yerden seken top auta gitti.

77. dakikada Guiza’nın pasıyla soldan ceza alanına giren Roberto Carlos’un vuruşunda, kalesinden çıkan kaleci Periç yatarak topa sahip oldu.

90. dakikada Ale’in soldan sert ortasında ön direkte Kazım’ın yakın mesafeden kafa vuruşunda, top filelere gitti ve Fenerbahçe karşılaşmadan 3-0 galip ayrıldı.


Ergenekona Polat Alemdar kurşunu

Eylül 20, 2008

Kurtlar Vadisi fanatikleri, dizinin yeni sezondaki gala günü olan 9 Ekim’i iple çekiyor. Dizinin senaristi Bahadır Özener’e geçenlerde “Ergenekon soruşturmasını da senaryo içinde kullanacak mısınız?” diye sormuştum. Özener, ihtiyatla yanıt vermiş ve “Senaryonun, günlük olaylarla koşut gitmesi aslında bizim anlatmak istediklerimizi engelleyen bir faktördür” demiş ve bu konudaki çekincesini ortaya koymuştu. Ancak Kurtlar Vadisi’nin resmi internet sitesinden yeni sezonla ilgili yapılan açıklama, Kurtlar’ın Ergenekon gelişmelerine pek de kayıtsız kalmayacaklarını ortaya koyar gibiydi. Açıklamada şöyle deniliyordu: “İllegal yöntemlerle ülke yönetimini ele geçirmek isteyen güçler, yeni şartlar ve olayları kullanarak, amaçları için çalışmaya devam edecek. Onları engellemeye çalışan Polat Alemdar’ın işi bu kez daha zor olacak. Çünkü hem ekibi kan kaybedecek hem de düşmanları taktik değiştirecek ve güç gösterilerinde daha acımasız olacak.” Açıklamadan çıkarttığım bir başka ipucu ise Polat’ın kader birliği yaptığı arkadaşlarından “bazılarının” yeni sezonda saf dışı kalacakları yönünde. Bakalım en güçlü karakterlerin bile “bozuk para gibi” harcandığı Vadi’de bu kez piyango kimlere isabet edecek?

Yüksel Aytuğ / Sabah


Kurtlar Vadisi Yeni Tanıtım Fragmanı Video

Eylül 20, 2008

Vadi, yeni sezona sürpriz bir başlangıç yapacak! Kurtlar, sezona İskender ve Polat’ın konuşmasıyla başlıyor.

Geçtiğimiz sezon merak uyandıran bir finalle yaz tatiline giren Kurtlar Vadisi Pusu dizisi 9 Ekim’de yeni bölümüyle ekrana gelecek.

‘Bu sezon hiçbirşey karanlıka kalmayacak’ sloganı ile yeni heyecanlı bölümleriyle başlayacak olan dizinin tanıtımlarında hapishane duvarlarına yansıyan görüntüleri ile dizi karakterlerinden Polat Alemdar ile İskender Büyük’ün konuşması dikkat çekiyor.

İŞTE POLAT İLE İSKENDER’İN O KONUŞMASI

İskender: Gel Polatım gel… Eee Polat Alemdar filden büyük fil avcısı var

Polat: Fil avcısından da büyük Allah var

İskender: Bizi yetiştirenler böyle yetiştirdi önce avcılığı öğretttiler sonra avı öğrettiler

Polat: Başka ne öğrettiler devleti nasıl satacağınız mı?

İskender: Sizler satılığa çıkarınca biz de aldık. Devlet sahipsiz mi kalsın?

Polat: Siz kendinizi satılığa çıkarmışsınız herkesi birşey satar zannedersiniz. Sizin döneminiz bitti.

İskender: Devlete düşman gerek…

Polat: Siz varken bu ülkenin düşmana ihtiyacı yok

İskender: Korku yaratmazsan devleti yönetemezsin

Kurtlar Vadisi Tanıtım Fragmanı


Sılayı bu kavga bitirdi

Eylül 20, 2008

Cansu Dere’nin Akif Akkurt’la Sıla’yı bitiren kavgası. Sıla dizisinin başrol oyuncuları Cansu Dere ile Mehmet Akif Alakurt sette kavga etti. Birbirleriyle konuşmayan oyuncular yüzünden yapımcı firma diziyi bitirdi.izlenme rekorları kıran ve cuma akşamı atv’de yayınlanan ‘Sıla’ dizisi sona erdi.

Başrol oyuncuları Cansu Dere ile Mehmet Akif Alakurt’un setteki kavgaları nedeniyle, yapımcı firma Most Production ve atv anlaşıp diziyi bitirme kararı aldı. 79′uncu ve son bölümü dün akşam yayınlanan dizinin aslında yeni sezonda da devam ettirilmesine karar verilmişti. Dizinin bu kadar erken bitmesine neden olan kavganın nedeni olarak Cansu Dere’nin çekimlere geç gelmesi gösteriliyor.

SETE GEÇ GELMİŞ

İddiaya göre bir gün sete yine geç gelen Dere’ye Mehmet Akif Alakurt, “Mardin’in bu sıcağında bu hanımefendiyi beklemek zorunda mıyım? Sete ne zaman gelinceğini öğrensin” diye bağırdı. Ardından iki oyuncu kavga edince çekimlere 1 gün ara verildi. Fakat oyuncular ertesi gün de birbirleriyle konuşmayınca yapımcı şirket diziyi sonlandırmaya karar verdi. Mehmet Akif Alakurt’un bu gelişmeler üzerine Oktay Kaynarca ile başrolü paylaşacağı ‘Adanalı’ adlı yeni projeye ‘evet’ dediği öğrenildi. Cansu Dere ise henüz bir açıklama yapmadı.


Sanki Kâbeyi yoketme planı

Eylül 20, 2008

Suudi yönetimi, Kâbe’yi gökdelenlerle ve dev alışveriş merkezleriyle çevirme kararı aldı. Murat Bardakçı yazdı. Aşağıdaki fotoğrafa dikkatle bakın: Uzay filimlerinden kopup gelmiş hayâlî bir şehri andıran görüntünün sağ alt tarafında, diğer yandaki gökdelenlerin yanında minnacık kalan minarelerin çevrelediği alanın tam ortasında siyah bir nokta göreceksiniz.


Burası, Kâbe’dir… İslâm’ın kıblesi Kâbe-i Muazzama…

Şimdilik sadece bir maket olan bu görüntü birkaç sene sonra gerçeğe dönecek ve temellerini Hazreti İbrahim’in attığı Beytullah, yani Kâbe, gökdelen bloklarının çevrelediği devâsa bir alanın ötesinde unutulmuş, terkedilmiş ufacık bir noktaya dönüşecek.

Gazetelerde son haftalarda Mekke ile ilgili olarak çıkan haberler bilmem dikkatinizi çekti mi? Suudi yönetiminin Kâbe’nin çevresindeki binaları ve beş yıldızlı büyük otelleri yıkmaya karar verdiği ve kutsal yapının etrafının genişletileceği söyleniyor, yıkımların başladığı anlatılıyordu.

Bütün bu yıkımlar Kâbe’nin çevresini boşaltıp hacılara çok daha fazla kolaylık sağlamak için değil, Suudi Arabistan’ın hâkimi olan El-Saud ailesinin damgasını taşıyacak maketini gördüğünüz uçuk bir Mekke’nin yaratılması için yapılıyor… Atlantis benzeri hayalî uygarlıkların bilim-kurgu yazarlarının rüyalarındaki başkentini andıracak olan bu yeni Mekke’nin siluetini gökdelen azmanı binalar çizecek, meydanlar uzay filimlerinden fırlamış mekânları andıracak ve bu garip manzaranın en ucunda da tepeden bakılan ama noktadan bile küçük kalan bir yapı bulunacak: Kâbe-i Muazzama…

Göğe yükselen ve artık gökdelen değil, “uzaydelen” denmesi gereken binalar hem otel, hem de alışveriş merkezi olacaklar; en arkadaki daha da yüksek kuleler ise, iş merkezleri!

Mekke’nin bizde, yani Türk yönetiminde olduğu yıllarda şehirde Kâbe’den yüksek bina inşa edilmesinin kesinlikle yasak olduğunu ve Beytullah’a hürmetten kaynaklanan bu yasağın 400 seneye yakın istisnasız uygulandığını hatırlattıktan sonra, fotoğrafta gördüğünüz birkaç yıl sonrasının Mekke’si ve o Mekke’de Kâbe’nin nasıl küçücük bir nokta hâlini alacağı konusundaki yorumu sizlere bırakıyorum. Fotoğrada tekrar bakın, düşünün ve yorumunuzu yapın.

Kaynak HaberTürk


Şemsiyesiz çıkmayın

Eylül 20, 2008

Meteoroloji uyardı: Bu akşam başlayacak sağanak yağış hafta ortasına kadar etkisini sürdürecek. Yurdun batı kesimlerinin bu akşam yeni bir yağışlı havanın etkisine gireceği bildirildi Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, bu akşam saatlerinde Kıyı Ege ve Batı Akdeniz’de başlayacak gök gürültülü sağanak yağışların yarın, Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu’nun Batısı ile Batı Karadeniz’de devam etmesi bekleniyor.

Bu gece, Kıyı Ege ve Batı Akdeniz’de, yarın, Marmara’nın Doğusu, Batı Karadeniz, Güney ve Kıyı Ege ile Batı Akdeniz’de görülecek yağışlar kuvvetli olacak.

Rüzgar; yarın, Marmara ve Batı Karadeniz’de kuzeydoğu yönlerden (Poyraz), Güney Ege ve Batı Akdeniz’de Güneybatı yönlerden (Lodos) kuvvetli esecek.

Yağışlı havanın hafta ortasına kadar yurdun büyük bölümünde etkisini sürdürmesi, hava sıcaklığının yarın yurdun iç ve batı kesimlerinde 2-4 derece azalması bekleniyor.

Açıklamada, bu gece; İzmir, Aydın, Muğla, Antalya, Isparta ve Burdur illeri başta olmak üzere Kıyı Ege ve Batı Akdeniz’de, yarın; İstanbul, Kocaeli, Bolu, Düzce, Kastamonu ve Zonguldak illeri başta olmak üzere Marmara’nın Doğusu, Batı Karadeniz, Güney ve Kıyı Ege ile Batı Akdeniz’de görülecek kuvvetli sağanak yağışların oluşturacağı olumsuz şartlara karşı vatandaşların ve ilgililerin tedbirli olmaları istendi.


Sahte Fernando Alonso Bilgilerinizi Çalıyor

Eylül 20, 2008

Şu günlerde F1 yarışçısı Fernando Alonso’nun trafik kazası geçirdiği ile ilgili bir e-posta alırsanız açmamanızda fayda var. İşte yapmanız gerekenler. Başarılı Formula 1 pilotu Fernando Alonso’nun İspanya’da trafik kazası geçirerek ağır yaralandığı şeklinde bir haber görünümlü e-posta internette dolaşıyor. İspanya’nın önemli gazetelerinden birinden alınmış sürü verilen bu e-posta, aslında Banker.LGC adlı banka bilgilerini çalan bir trojan içeriyor. Kazanın sözde videosunu indirmek için bir bağlantı içeren e-postada linke tıklandığı anda Banker.LGC adlı zararlı yazılım arka planda bilgisayara indiriliyor. Trojan’ları hazırlayanların linklere tıklatabilmek için bu şekilde hit haberler, erotik fotoğraflar ve pek çok benzeri yem kullandığını belirten Panda Laboratuvarları Teknik Direktörü Luis Corrons, bunun sosyal mühendislik olarak adlandırıldığını ekliyor. Siz de Fernando Alonso’nun trafik kazası geçirdiği hakkında bir e-posta alırsanız, yapacağınız en iyi şey, bu iletiyi açmadan silmek.


internet bugün de çıldırtacak

Eylül 20, 2008

internetteki sıkıntının ODTÜ’deki bakım onarım çalışmaları sebebiyle yaşandığı, kesintilerin bugün de devam edeceği belirtildi.

Türkiye’de üç gündür öğle saatlerinde “tr” uzantılı internet sitelerinin büyük bir kısmına kullanıcılar ulaşmakta sıkıntı çekiyor. Üç gündür yaklaşık bir buçuk saat kesintili çalışan internet yüzünden birçok kullanıcı mağdur oldu. İnternetteki bu sıkıntının Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’ndeki bakım onarım çalışmaları sebebiyle yaşandığı, kesintilerin bugün de devam edeceği belirtildi. ODTÜ kesintilerle ilgili; “Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı binasında yürütülen bina bakım ve onarım çalışmaları nedeni ile, 17-18-19 Eylül günlerinde saat 12.00-13.30 arası ve 20 Eylül Cumartesi günü saat 9.00-13.00 arasında hizmet verilemeyecektir. Elimizde olmayan nedenlerle oluşabilecek aksaklıklardan dolayı özür dileriz.” açıklamasını yaptı.

Türkiye’de “tr” uzantılı tüm internet alan adları ODTÜ tarafından yönetiliyor. Sektör temsilcileri ODTÜ gibi büyük bir kuruluşun binasındaki bakım ve onarım çalışmalarından dolayı internet hatlarında oluşan aksaklığı ‘komik’ olarak değerlendiriyor. Uzmanlara göre bunun bir yedekleme sisteminin olması şart. Çünkü yurtdışından tr uzantılı sitelere ulaşmak böyle bir durumda imkansız hale geliyor. Kullanıcıları çileden çıkaran söz konusu gelişmeden herkesin gerekli dersi çıkarması gerektiğini belirten uzmanlar, teknolojinin kendini sürekli yenilediği bir ortamda basit çalışmalardan dolayı uzun süreli kesintilerin olmaması gerektiğine vurgu yapıyor. Com.tr, biz.tr, info.tr, org.tr, net.tr, gov.tr, bel.tr ve mil.tr gibi alan adı başvurusunda bulunan yurtiçi ve yurtdışındaki tüm kurum, kuruluş ve şahısların taleplerini ODTÜ değerlendirip teknik destek veriyor. Türkiye’deki internet altyapısının oturmasına da öncülük ediyor. Türkiye’de toplam yüz binlerin üzerinde ‘tr’ uzantılı alan adı mevcut. Şu an ağırlıklı olarak edu.tr ve com.tr uzantıları tercih ediliyor. Üniversite siteleri öğrenci hizmetlerini internet üzerinden vermeye başlayınca edu.tr uzantıları da çokça satılmaya başlandı.


Yüzyılın deneyinde büyük hata

Eylül 20, 2008

Evrenin sırrını öğrenmek için yapılan yüz yılın deneyinde ummadık gelişme.. Arıza sanılandan da büyük çıktı. Avrupa Nükleer Araştırma Merkezinde (CERN) çalıştırılan parçacık hızlandırıcısındaki arızanın, önceden düşünülenden daha kötü zarar gördüğü ve en az iki ay işlemleri durduracağı belirtildi. CERN sözcüsü James Gillies, uzmanların, başladıktan kısa bir süre sonra işlemleri durduran hasarı tespit etmek için “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı”na (LHC) indiğini kaydetti.

Arızalanan bölümün, mutlak sıfır noktasında iyice ısıtılması gerekeceğini, böylece tamir edilebileceğini belirten Gillies, CERN’in tamiratı yapmak için yeni parçacık hızlandırıcısını kapatmak zorunda kalacağını söyledi.

Gillies, “muazzam makinedeki iki mıknatıs arasındaki hatalı elektrik bağlantısı nedeniyle aşırı soğutulmuş helyumun sızdığını” belirtti.

Fransa-İsviçre sınırında, Cenevre yakınlarında yerin 100 metre altında 27 kilometrelik dairevi bir tünel olarak inşa edilen LHC adlı dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı bir hafta önce çalıştırılmıştı.

LHC ile yapılan deney, 13,7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen “Büyük Patlama”dan hemen sonraki kainatın başlangıç şartlarını oluşturarak, maddenin sır perdesini aralayabilmeyi amaçlıyor.


Bilim yeni bir dönüşümün eşiğinde

Eylül 20, 2008

Dünya parçacık fizik camiasını, İsviçre CERN’de çalışmaya başlayan büyük hadron çarpıştırıcısından (LHC) gelecek sonuçların heyecanı sarmış bulunuyor. On dört yıldır bilim adamları CERN’deki “süper mikroskop” sisteminin tamamlanması için canla başla çalışıyorlardı. Deneyin temelini kısaca anlatmaya çalışırsak; dev parçacık hızlandırıcısında önce parçacık demetleri oluşturulacak. Proton gibi atom parçacıkları önce tek yönde hızlandırılacak. Daha sonra ters yönlerde hızlandırma ve sonunda çarpıştırma duraklarından geçilecek. Önce düşük enerji düzeyleri, sonra tera ölçeği… Nisbi zayıf deney yoğunluklarından kontrolü daha zor olan yüksek yoğunluklara geçilecek. Sonra?.. Yol üzerindeki her adımda, görev alan binlerce bilim insanı, mühendis ve öğrenci sonuçları yorumlayacak.

Varlığın derinliklerine seyahat

Büyük Patlama’nın (Big Bang) ardından ortaya çıkan maddelerin sadece yüzde 4′ünü biliyoruz. Evrenin yüzde 70′i karanlık enerji, yüzde 26’sı karanlık madde. Bu evren, yüzde doksandan fazlası ne olduğunu bilmediğimiz, hakkında hiçbir fikrimizin bulunmadığı, “karanlık madde” ve “karanlık enerji”den oluşmaktadır. “Karanlık madde”nin ve “kara enerji”nin varlığını gerektiren birçok gözlem bulunuyor. Sürekli genişleyen evreni ivmeli olarak genişleten bir “kara enerji” bulunmaktadır. Tüm evrene hakim olan bu kuvvet beraberinde yıldızların ve galaksilerin de bir düzen içinde kalmasına vasıta oluyor. Varlığın derinliklerine iniyorsunuz. Ama her araştırma, karşımıza yeni sorular çıkarıyor. “Karanlık enerji”yi keşfetmiş bulunuyoruz. Ama nereden geldiğini bilmiyoruz. Düşünebiliyor musunuz? Bir yandan bilimin her şeyi çözdüğü, onu her şey zanneden anlayışımız, diğer yandan evrenin çoğunluğunu neyin teşkil ettiğini hâlâ bilemeyişimiz… Varlığın şahit olduğumuz kısmı devede kulak mesabesinde.. Tüm bunlar perdenin arkasında daha nice âlemler ve evrenler bulunduğu düşüncesine götürüyor zihinleri. İşte CERN’deki deneyler karanlık maddeden “süper sicimlere” kadar ilgili teorilere destekleyici bulgular getirebilir. Hatta bu deney evrende bizim görme elektromanyetik aktivasyonumuz dışında bilinç sahibi ışınsal varlıkları gösterebilir. Dolayısıyla bu deneyler deneyüstü gerçekliklere; ışık hızından daha öte hız ve dünyaların kapılarını aralayabilir. Maddenin çekirdeğini, temelini bulmak için yüzyıllardır süren arayışların içine girdik. Maddenin derinliklerine daldık. Önce atomları, sonra ondan yüz binlerce daha küçük olan atom çekirdeğini, ardından da atom çekirdeğindeki altyapılar olan protonları, nötronları ve diğer yüzlerce “temel parçacıklar”ı keşfettik. Madde esas itibarı ile atom çekirdeğinden ibaret olduğuna göre peki çekirdek elemanları (proton ve nötron) ne kadar maddedir? Onlar maddeye ne kadar benziyorlar? İşte bu sorulara kimse net cevap veremiyor.

Günümüzün geçerli madde kuramının keşfedilmemiş tek taneciği olan Higgs parçacığı keşfedilirse, kozmozla ilgili birçok paradoks ve probleme çözüm bulunabilecek. Eğer Higgs bozonları bulunursa sadece çekim gücünün değil karanlık maddenin sırrı da aydınlanacak. Dahası dört temel kuvvetten ikisi olan elektromanyetizma ile zayıf nükleer kuvvetleri farklı kılanın ne olduğu belirlenecek. Niye atomlar var? Kimyanın gereği ne? Kararlı atom yapılarını mümkün kılan nedir? Görüldüğü gibi en temel sorulara cevap aranacak CERN’deki deneylerde.

Bu deneylerle dünyada erişilmiş en yüksek çarpışma enerjisi olacak. Bilim tarihinin bu en güçlü “mikroskobunda” trilyon elektronvolt (kısaca TeV) düzeyinde enerji üretecek bir sistemi tasarlıyorsunuz. TeV (trilyon elektron volt) ölçeğini keşiflere açmak, yepyeni bir deneysel fizik dünyasına girmek anlamına geliyor. Niçin böylesine yüksek enerji? Elektrozayıf simetri kırılması, hiyerarşi problemi ve karanlık maddenin sırrı gibi konular, ancak TeV ölçeğinde çözülebilir.. Şimdiye kadar bir türlü bulunamayan Higgs parçacıklarına ancak bu enerjilerde ulaşılabileceğine inanılıyor. Kim bilir belki de evrendeki maddenin çok büyük bölümünü oluşturan “karanlık madde” dediğimiz şeyin aslının Higgs bozonları olduğunu anlayacağız. Belki de hatta 19. yüzyılın sonlarında (ve 20. yüzyılın başlarında) bilim dünyasının yoğun bir şekilde tartıştığı “esir maddesi”nin “karanlık madde” ile ilişkisi; hatta ondan ibaret olduğu ortaya çıkacak.

Yaşamın en küçük yapı taşı: Süper sicimler

Varlığın düğümlendiği noktalara baktığımızda karşımıza “süper sicimler” çıkıyor: Süper sicimler Planck düzeyinde (yani 10 üzeri -33 mesafesi) bir mekânı temsil ediyor. Atomlar öylesine küçük bir mekânı temsil eder ki atom, sicimler yanında güneş sistemi kadar büyük kalır. Yaşamın en küçük yapı taşı nokta şeklinde değil, iç içe geçmiş titreşen sicimler (strings) şeklindeki yapılardan ibaret. Sicimlerin en şaşırtıcı yanlarından birisi sadece bilinen boyutlara (zaman ve uzay) değil, on ya da hatta on bir boyuta sahip olması. Bu haliyle sicimler madde ve madde ötesi tüm varlıkların temeli olabilir. Bir yerlerde, görünmez bir şekilde, yumak halinde sarılı olduğu için bu boyutları göremiyoruz.Bu nesnelerin (tabii söz konusu olanın nesne olup olmadığı da bilinmiyor) tarif edilmesi imkânsız. Princeton’daki Elite Üniversitesi’nde görevli bir fizik dahisi sayılan Edward Witten, “süper sicimler” söz konusu olunca, büyülendiğini ve onları çok garip bulduğunu ifade ediyor. Witten, bazen saatlerce koltuğuna uzanıyor ve gözlerini tavana dikerek evrenin yapısını açıklamayı amaçlayan “M-Teorisi” üzerine düşünüyor. Teoriyi henüz tek bir formül haline getiremiyor. Daha, M harfinin anlamını bile çözmüş değil. Süper sicim teorisini irdeleyen bilim insanları M kelimesinin sır, gizem anlamına gelen “Mysterium”dan geldiğini düşünüyorlar. Tariflerin fizikî anlamdan ziyade dinî bir nitelik taşıması karşısında şaşkın. Bilgi ve akılcı araçlarla analiz yapan yöntemlerden farklı bir sır ile mi karşı karşıyayız acaba? Tüm çabalara rağmen varlığın en merkezinde yer alan şeye ulaşılamayacağı bir nokta mı var?

Milyarlarca yıl önceydi, henüz Güneş yok, Dünya ve gezegenler ortalıkta gözükmüyordu. Galaksiler ve galaksiler arasındaki “uzay” birbirine yakın hatta bitişik haldeydi. Daha da önceki dönemlere gidildiğinde hiçbir genişlemenin olmadığı bir “zaman aralığı” çıkıyordu karşımıza. İşte bu kâinatın ilk doğduğu an olmalıydı. Bir noktadan sonra daha da öteye gidildi. Öyle ki “yaratılıştan” önceki zamana varıldı. Yaratılış çekirdeği, madde ve fizikî kanunlarla açıklanamaz haldeydi. CERN’deki deneyler, her şeyin tek bir şey halini aldığı o “belirsiz ve tarifsiz” yaratılış çekirdeğinin neden ibaret olduğunu açıklayabilecek ipuçlarına ulaşacak mı? Kâinatın ilk günlerine gidileceği, küçük bir yaratılış patlamasının tekrarlanacağı deneyden beklentiler büyük. Tüm olayların tek bir denklemle ifade edileceği sonuçlara ulaşacaklarını umuyor bilim adamları. Bilim camiasında, bütün formüllerin temelinde yatan ana formüle ulaşmanın heyecanlı bekleyişi var. Varlık, metafizik eksenli yeni bir tanıma daha kavuşabilir.

Kâinatın bütünlüğü ve hiyerarşisine olan inanç, ilim adamlarını kâinatı izah edecek daha temel ve basit bir teoriyi bulmaya doğru koşturuyor. Evrendeki tüm sistemlerin ahenkle işlemesinde rol alan kuvvetlerin ve topyekûn maddî unsurların, sonuçta tek hakikatin değişik yansımalarından ve tecellilerinden başka bir şey olmadığı gün geçtikçe bilim aynasında daha iyi ortaya çıkmaktadır. Yeni buluşlar evrenin tek bir noktadan ve tek bir özden çıktığına destek verirken, ortaya çıkan gerçeklikler, tek bir Yaratan’ın varlığına açık deliller ortaya koymaktadır. Öyle görünüyor ki elde ettiğimiz sonuçlar, evrene ve varlığa yüklediğimiz manayı değiştirecek. Hatta öyle beklentiler var ki, ortaya çıkacak buluşlar nereden gelip nereye gittiğimiz ve ne amaçla yaratıldığımız gibi yaratılış sırlarına açıklık getirebilir; din ile bilimi buluşturacak sonuçlara götürebilir.

PROF.DR.OSMAN ÇAKMAK- GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ

(ZAMAN GAZETESİ’NDE YAYINLANAN MAKALEDEN ALINMIŞTIR)