Ramazanda nasıl beslenmeliyiz

Eylül 15, 2008

Ramazan ayı boyunca yanlış beslenme nedeniyle oruç tutanların birçok sağlık sorunuyla karşı karşıya kalabileceğini belirten uzmanlar, beslenme konusunda çeşitli önerilerde bulundu. İHA muhabirinin derlediği bilgilere göre, iftar ve sahurda dengesiz ve çok yemek yemek vücudu çok daha fazla yoruyor. Uzmanlar, oruç tutmak için öncelikle vücudun sağlıklı olması gerektiğini hatırlatarak, “Bazı hastalığı olan kişilerin oruç tutması hastalığının ilerlemesine neden olabilir” uyarısında bulundu. Mide ve oniki parmak bağırsağında ülser olan kişilerde mide boş kaldığında asit salgısının artacağını, böylece ağrı ve kanamaların görüleceğini belirten uzmanlar, “Bütün bunlar göz önüne alınarak sağlığı uygun olmayan kişiler oruç tutmamalıdır ya da doktor kontrolünde sağlığına zarar vermeyecek şekilde tutmalıdır” dedi.

Ramazan ayında sindirim sisteminde oluşan sorunların çoğunun yanlış beslenmeden kaynaklandığını vurgulayan uzmanlar, “Yanlış beslenme, ülser, mide kanaması ve diğer hastalıklara neden olmaktadır. İftar ve sahurda yanlış beslenmede en çok yapılan hatalar; çok yemek, çabuk yemek, çok çeşitli yemek, yemek sırasında çok su içmek, sahura kalkmamak ya da sahurda fazla yemek ve iftarda aç karnına sigara içmektir” diye konuştu.

Uzmanlar, Ramazan’a özel şu uyarılarda bulundu:
“Çok Yemek: Ramazan’ın en bilinen özelliklerinden birisi iftar sofralarının çeşitliliği ve bolluğudur. Bütün gün aç kalındığı için iftarda vücudun ihtiyacından çok daha fazla yemek yenir.

Araştırmalara göre ülkemizde iftar sofralarına bir insana yetecek yemeklerin 2-3 katı fazla yemek konmaktadır. Boş olan mideye bu kadar çok yemek yiyerek yüklenildiğinde sindirim zorlaşacak, bu da midede ağırlık, ekşime, yanma, bulantı, uyuklama gibi sorunlara yol açacaktır. Bağırsaklarda ise şişkinlik, kabızlık ve gaz gibi problemler oluşacaktır.

Bu nedenle sahurda, özellikle de iftarda sadece yiyebileceğimiz kadar yemek bulunursa, vücudumuza boş yere yükleme yapmamış ve sağlığımızı da korumuş oluruz.

Çabuk Yemek: İftar ve sahur sofralarında en çok yapılan yanlışlardan birisi de çok çabuk ve yeterince çiğnemeden yemek yememizdir. Sindirim bilindiği gibi önce ağızda çiğnemeyle başlar.

Beyin doyma emrini 15-20 dakikada verir, çabuk yemek yediğimizde doyma emrini henüz alamadığımız için kendimizi hala aç hissederiz ve gereğinden fazla yemek yeriz.

Ayrıca ağızda yeterince çiğnenmeyen yiyecekler, sindirim sistemini zorlayacağı için zamanla birçok hastalığa ve probleme neden olacaktır. Gerek Ramazan’da, gerekse normal öğünlerde yiyecekleri mümkün olduğu kadar yavaş yemeli ve çok iyi çiğnemeliyiz.

Çok Çeşitli Yemek: Ülkemizde iftar sofralarının zenginliği gelenek haline gelmiştir. İftar sofrasındaki yiyeceklerin çok çeşitli olması, bunların sağlık ve beslenme kurallarına uymaması başta sindirim sisteminin zorlanmasıyla birlikte birçok sağlık sorununa yol açar.

İftar menüsünü hazırlarken aynı gruptan iki yemeğin olmamasına, yemeklerin karın doyurucu, renk ve kıvam bakımından birbiriyle uyum içinde olmasına dikkat edilmelidir.

Yemek Sırasında Çok Su İçmek: Bütün gün su içmediğimiz ve yemekte de ağır şeyler yediğimiz için doğal olarak su içme isteği de fazla olacaktır. Fakat yemek arasında çok su içmek, mide özsuyunun sindirime yardımcı olan enzimlerinin yapısını bozacağından sindirim zorlaşacaktır.

Yemek sırasında en fazla 1 bardak su içmek, bütün gün boş olan midenin yemeklerle zorlanmasının dışında bir de suyla sindirimi yavaşlatmasını engelleyecektir.

Sahura Kalkmamak ya da Sahurda Çok Yemek: Günümüz şartlarında çoğu kişi, özellikle de çalışanlar iftarda fazla yemek yiyerek sahura kalkmıyor, başka bir grup da sahurda fazla yemek yiyorlar.

Her ikisi de yanlış, çünkü bütün gece ve bütün gün boş kalan midede asit salgısı artacak ve bu da çeşitli mide rahatsızlıklarına yol açacaktır. Bunun dışında açlık, kan şekerinin düşmesi, tansiyonun azalması gibi sorunlarla da karşılaşılacaktır. Uyku sırasında sindirim yavaşlayacağı için sahurda çok yemek sindirim sistemini zorlayacaktır.

Aç Karnına Sigara İçmek: Ramazan’da sigara tiryakilerinin çoğu, iftar yemeğine başlamadan hemen bir sigara içerler. Aç karnına içilen sigaranın zararları çok daha fazla olduğu için yemekten önce sigara içilmemelidir.

Ramazan ayında iftar ve sahur yemeklerinde beslenme kurallarına uygun olarak yemek yenildiği takdirde, hem sağlığımızı korumuş oluruz hem de ay boyunca sindirim sistemimizi dinlendirmiş oluruz. Fakat unutmamamız gereken en önemli şey sağlık problemi olan kişilerin oruç tutmaması
gerektiğidir


CERN ve varlığın düğümlendiği noktalar

Eylül 15, 2008

Dünya parçacık fizik camiasını İsviçre CERN’de çalışmaya başlayan büyük hadron çarpıştırıcısından (LHC) gelecek sonuçların heyecanı sarmış bulunuyor.MIT’dan Frank Wilczek, bu deneylerin fizikte bir altın çağ başlatacağı yolundaki sözleriyle fizik camiasının ortak duygularına tercüman oluyor. Bilimciler, yeni bir dönemin bereketli buluşlarının eşiğine geldiklerini ve sağanak sağanak buluşlarla gündemin sarsılacağını ifade ediyorlar.

Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN’in yeraltı laboratuvarındaki Dev Parçacık Hızlandırıcıda ışık hızıyla hareket eden protonlar 800 milyon kez çarpıştırılacak. Böylece Kainatın yaratıldığı büyük patlama (Big Bang) yeniden oluşturulacak. Higgs Bozonları bugüne kadar keşfedilmemiş ancak teorik olarak var olması gereken bir parçacıktır. Eğer Higgs bozonları bulunursa sadece çekim gücünün değil karanlık maddenin sırrı da aydınlanacak. Bu deneyler sonunda çok heyecan verici yeni bulguların ortaya çıkacağından emin görünüyor bilim adamları. Evet ne bulunacağı kesin bilinmese de kapasite ve özellikleri bakımından parçacık fiziği tarihindeki en güçlü “yeni çarpıştırıcı” sistemi ile bilimde çok büyük bir sıçrama yaşanacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Maddenin Derinliklerine Seyahat

Maddenin çekirdeğini, temelini bulmak için yüzyıllardır süren arayışların içine girdik. Maddenin derinliklerine daldık. Önce atomları, sonra ondan yüzbinlerce daha küçük olan atom çekirdeğini, ardından da atom çekirdeğindeki alt yapılar olan protonları, nötronları ve diğer yüzlerce “temel parçacıklar”ı keşfettik. Madde esas itibarı ile atom çekirdeğinden ibaret olduğuna göre peki çekirdek elemanları (proton ve nötron) ne kadar maddedir? Onlar maddeye ne kadar benziyorlar? İşte bu sorulara kimse net cevap veremiyor.

Günümüzün geçerli madde kuramının keşfedilmemiş tek taneciği olan HİGGS parçacığı keşfedilirse, kozmozla ilgili bir çok paradoks ve probleme çözüm bulunabilecek. Dahası Dört temel kuvvetten ikisi olan elektromanyetizma ile zayıf nükleer kuvvetleri farklı kılanın ne olduğu belirlenecek. Niye atomlar var? Kimyanın gereği ne? Kararlı atom yapılarını mümkün kılan nedir? Görüldüğü gibi en temel sorulara cevap aranacak CERN’deki deneylerde.

Deneyin Temeli

CERN’in dünya kamuoyunun odağı haline gelmesinin nedeni, ”mühendislik harikası olan en büyük hızlandırıcı Large Hadron Collider-Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın (LHC) çalışma aşamasına gelmesidir. Yerin yaklaşık 100 metre altında 27 kilometrelik tünelde kurulan bu çarpıştırıcının üzerinde 4 dev deney aleti yer alıyor. ‘Bunlardan ikisi, ATLAS (A Toroidal LHC ApparatuS) ve CMS (Compact Muon Solenoid), genel amaçlı detektördür. ALICE (A Large Ion Collider Experiment) detektörü maddenin yeni hali olan quark-gluon plazmasını, LHCb (Large Hadron Collider beauty) deneyi ise evrenin oluşumunu sağlayan madde-antimadde asimetrisini incelemek için tasarlandı. CERN’deki teknolojilerin üç ana konu etrafında odaklanıyor. Bunlar evrenin oluşum sırlarını ortaya çıkarmayı hedefleyen ”hızlandırıcı teknolojileri”, ”detektör teknolojileri” ve ”bilişim teknolojileri”dir.

Hızlandırıcı teknolojisi olmadan bilim ve teknolojide hemen hemen hiç bir alanda geleceğin teknolojilerinin oluşturulamamaktadır. Detektör teknolojileri başta savunma sanayi olmak üzere pek çok alanda kullanım alanı bulmaktadır. 27 km lik tünelin içinde her biri 15 metre uzunluğunda, 1232 adet yüksek güçte mıknatıs bulunuyor. Bu mıknatıslar, normal mıknatıstan 90 bin kat daha güçlü. Mıknatıslık, -271 derecede süper iletkenlerden elde ediliyor. 9 milyar dolara mal olan projenin bütçesini büyük bölümü de bu mıknatıslara harcandı. Bu mıknatıslar sayesinde tünel içinde tutulan her maddenin yapı taşı olan atomda bulunan proton parçacıkları, elektro manyetik dalgalar yardımıyla hızlandırılacak. Bir protona kütlesinin 7 bin katı enerji verilecek. Parçacıklar saniyede 40 milyon kez çarpıştırılacak. 10 Eylül’den itibaren protonlar 27 kilometrelik ana halkada dönmeye başladı.

Çarpışma aşamasına ise 1-1.5 ay içinde geçilmesi planlanıyor. Ekim ayının başında da 5 teraelektronvolt (TeV) enerjiye sahip proton demetlerinin çarpıştırılması öngörülüyor. Evrenin oluşum sırlarıyla ilgili yeni bilgiler 2009 yılının sonlarından itibaren alınmaya başlanacak. 2009′un sonlarında deneyler sonunda mini kara delikler görme ihtimali ortaya çıkacak. Evrenin oluşmasıyla ilgili bilgilere bu tarihten sonra ulaşılmaya başlanacak. Bu çalışmaların Kasım ayı ortalarında tamamlanmasının ardından gelecek yıl da asıl amaç olan 7 TeV’lik proton demetlerinin çarpıştırılmasıdır. Bu durumda ilk bilgilerin 2009 yılının yaz döneminde fizik camiasına aktarılması söz konusu’.

Trilyon Elektron Volt

On dört yıldır bilim adamları bu “süper mikroskop” sisteminin tamamlanması için canla başla çalışıyorlardı. Deneyin temelini kısaca anlatmaya çalışırsak; dev parçacık hızlandırıcısında önce parçacık demetleri oluşturulacak. Parçacıklar önce tek yönde hızlandırılacak. Daha sonra ters yönlerde hızlandırma ve sonunda çarpıştırma duraklarından geçilecek. Önce düşük enerji düzeyleri, sonra tera ölçeği… Nisbi zayıf deney yoğunluklarından, kontrolü daha zor olan yüksek yoğunluklara geçilecek. Sonra?…. Yol üzerindeki her adımda, görev alan binlerce bilim insanı, mühendis ve öğrenci sonuçları yorumlayacak.

Bu deneylerle dünyada erişilmiş en yüksek çarpışma enerjisi olacak. Bilim tarihinin bu en büyük en güçlü mikroskobunda trilyon elektronvolt (kısaca TeV) düzeyinde enerji üretecek bir sistemi tasarlıyorsunuz. İşte bir kısım çevreler, ilk defa çıkılacak olağanüstü şiddetteki bu elektrik potansiyelini korkutucu buluyorlar. Bir parçacığın bu kadar elektrikle yüklenmesi durumunda orada bir karadelik oluşabileceği ihtimalinden söz ediyorlar. Ama çoğu bilim adamına göre tüm bunlar saçma düşünceler.

TeV (trilyon elektron volt) ölçeğini keşiflere açmak , yepyeni bir deneysel fizik dünyasına girmek anlamına geliyor. Önceki deney düzeneklerinde ancak milyar elektron volt düzeyine çıkılabiliyordu. Niçin böylesine yüksek enerji? Elektrozayıf simetri kırılması, hiyerarşi problemi ve karanlık maddenin sırrı gibi konular, ancak TeV ölçeğinde çözülebilir.. Şimdiye kadar bir türlü bulunamayan Higgs parçacıklarının ancak bu enerjilerde ulaşılabileceğine inanılıyor. Kim bilir belki de evrendeki maddenin çok büyük bölümünü oluşturan “karanlık madde” dediğimiz şeyin aslının Higgs bozonları olduğunu anlayacağız. Belki de hatta 19 yüzyılın sonlarında (ve 20. Yüzyılın başlarında) bilim dünyasının yoğun bir şekilde tartıştığı “esir maddesi”nin “karanlık madde” ile ilişkisi; hatta ondan ibaret olduğu ortaya çıkacak.

Varlığın Düğümlendiği Noktalar

Büyük Patlama’nın ardından ortaya çıkan maddelerin sadece yüzde 4’ünü biliyoruz. Evrenin yüzde 70’i karanlık enerji, yüzde 26’sı karanlık madde . Bu evren, yüzde doksandan fazlası ne olduğunu bilmediğimiz, hakkında hiçbir fikrimizin bulunmadığı, “Karanlık Madde” ve karanlık enerjiden oluşmaktadır. Karanlık maddenin ve “kara enerji”nin varlığını gerektiren bir çok gözlem bulunuyor. Sürekli genişleyen evreni ivmeli olarak genişleten bir “kara enerji” bulunmaktadır. Tüm evrene hakim olan bu kuvvet beraberinde yıldızları ve galaksileri de bir düzen içinde kalmasına vasıta oluyor.

Varlığın derinliklerine iniyorsunuz. Ama her araştırma, karşımıza yeni sorular çıkarıyor. “karanlık enerjiyi” keşfetmiş bulunuyoruz. Ama nereden geldiğini bilmiyoruz. Düşünebiliyor musunuz? Bir yandan bilimin her şeyi çözdüğü, her şeyden ibaret zanneden anlayışımız diğer yandan evrenin çoğunluğunu neyin teşkil ettiğini hala bilemeyişimiz.. Varlığın şahit olduğumuz kısmı devede kulak mesabesinde.. Tüm bunlar perdenin arkasında daha nice alemler ve evrenler bulunduğu düşüncesine götürüyor zihinleri. İşte CERN’deki deneyler karanlık maddeden “süper sicimlere” kadar ilgili teorilere destekleyici bulgular getirebilir. Hatta bu deney evrende bizim görme elektromanyetik aktivasyonumuz dışında bilinç sahibi ışınsal varlıkları gösterebilir. Dolayısıyla bu deneyler deneyüstü gerçekliklere; Işık hızından daha öte hız ve dünyaların kapılarını aralayabilir. .

Yaratanın biz insanlara bahşettiği her şeyi anlama ve çözme merakı ile varlığın sırrını anlama konusunda hayli bir mesafe alacağız ve belki de varlığın sınırlarına ulaşacağız. Gelinen noktada Evrenin % 90 ını teşkil eden “karanlık madde” ve “karanlık enerji” “madde” ve “enerji” dışında bir mahiyet olduğu ortaya çıkarsa madde-fizik ötesi (mana) esaslı bir kainat tablosu ile karşılaşacağız demektir. Öyle görünüyor ki elde ettiğimiz sonuçlar evrene ve varlığa yüklediğimiz manayı değiştirecek. Hatta öyle beklentiler var ki, ortaya çıkacak buluşlar nereden gelip nereye gittiğimiz ve ne amaçla yaratıldığımız gibi yaratılış sırlarına açıklık getirebilir; din ile bilimi buluşturacak sonuçlara götürebilir.

Varlığın Düğümlendiği Noktalar

Varlığın düğümlendiği noktalara baktığımızda karşımıza “süper sicimler” çıkıyor: Süper sicimler Planck düzeyinde (yani 10 üzeri -33 mesafesi) bir mekanı temsil ediyor. Atomlar öylesine küçük bir mekanı temsil eder ki atom sicimler yanında güneş sistemi kadar büyük kalıyor.

Yaşamın en küçük yapı taşı nokta şeklinde değil, iç içe geçmiş titreşen sicimler (strings) şeklindeki yapılardan ibaret. Sicimlerin en şaşırtıcı yanlarından birisi sadece bilinen boyutlara (zaman ve uzay) değil, on ya da hatta on bir boyuta sahip olması. Bu haliyle sicimler madde ve madde ötesi tüm varlıkların temeli olabilir. Bir yerlerde, görünmez bir şekilde, yumak halinde sarılı olduğu için bu boyutları göremiyoruz.

Bu nesnelerin (tabii söz konusu olanın nesne olup olmadığı da bilinmiyor) tarif edilmesi imkânsız. Princeton’daki Elite Üniversitesi’nde görevli bir fizik dahisi sayılan Edward Witten, süper sicimler söz konusu olunca, büyülendiğini ve onları çok garip bulduğunu ifade ediyor. Witten, bazen saatlerce koltuğuna uzanıyor ve gözlerini tavana dikerek evrenin yapısını açıklamayı amaçlayan “M-Teorisi” üzerine düşünüyor. Teoriyi henüz tek bir formül haline getiremiyor. Daha, M harfinin anlamını bile çözmüş değil. Süper sicim teorisini irdeleyen bilim insanları M kelimesinin sır, gizem anlamına gelen “Mysterium”dan geldiğini düşünüyorlar. Tariflerin fiziki anlamdan ziyade dini bir nitelik taşıması karşısında şaşkın. Bilgi ve akılcı araçlarla analiz yapan yöntemlerden farklı bir sır ile mi karşı karşıyayız acaba? Tüm çabalara rağmen varlığın en merkezinde yer alan şeye ulaşılamayacağı bir nokta mı var?

Birlik Sırrı

Milyarlar yıl önceydi, henüz Güneş yok, Dünya ve gezegenler ortalıkta gözükmüyordu Galaksiler ve galaksiler arasındaki “uzay” birbirine yakın hatta bitişik haldeydi. Daha da önceki dönemlere gidildiğinde hiçbir genişlemenin olmadığı bir “zaman aralığı” çıkıyordu karşımıza. İşte bu kainatın ilk doğduğu an olmalıydı. Bir noktadan sonra daha da öteye gidildi. Öyle ki “yaratılıştan” önceki zamana varıldı. Yaratılış çekirdeği madde ve fiziki kanunlarla açıklanamaz bir noktaya varıldı. CERN’deki deneylerde her şeyin tek bir şey halini aldığı o “belirsiz ve tarifsiz” durumun ne olduğunu açıklayacak ipuçlarına ulaşılabilecek mi? Küçük bir yaratılış patlamasının (Big Bang) tekrarlanacağı ve kainatın ilk günlerine gidileceği varsayılan deneyde tüm olayların tek bir denklemle ifade edileceği bir nokta bulunabilir mi?

Bilim camiasında, bütün formüllerin temelinde yatan ana formüle ulaşmanın heyecanlı bekleyişi var. Yeni buluşlarla gündem sarsılabilir. Varlık, metafizik eksenli yeni bir tanıma daha kavuşabilir. Kâinatın bütünlüğü ve hiyerarşisine olan inanç, ilim adamlarını Kâinatı izah edecek daha temel ve basit bir teoriyi bulmaya doğru koşturuyor. Evrendeki tüm sistemlerin ahenkle işlemesinde rol alan kuvvetlerin ve topyekün maddî unsurların, sonuçta tek bir hakikatın değişik yansımalarından ve tecellilerinden başka bir şey olmadığı gün geçtikçe bilim aynasında daha iyi ortaya çıkmaktadır.. Yeni buluşlar evrenin tek bir noktadan ve tek bir özden çıktığına destek verirken, ortaya çıkan birlikler aynı zamanda Tek bir Yaratanın varlığına da açık delil olmaktadır.

Prof. Dr. Osman Çakmak’ın makalesi Haber7


Oparatörlerden en ucuz alo yarışı

Eylül 15, 2008

GSM operatörleri, 9 Kasım’da başlayacak numara taşınabilirliği öncesi tarife savaşlarını hızlandırdı. Peki öğrenciler, kamu çalışanları, aileler ya da yurtdışına çıkanlar hangi operatörle daha avantajlı konuşuyor? Turkcell’li gençler her 10 dakikaya 9.9 kuruş ödüyor.

GENÇLERE
BizBize Kampus: Tüm öğrenciler ve 25 yaş altı gençler için uygun olan tarifede aynı tarifedekiler kendi aralarında her 10 dakikası 9.9 kuruşa, tüm Turkcell’lilerle ayda 2 saat bedava konuşabiliyorlar. Ayrıca yurtiçinde her yöne bir SMS 10.5 kuruş ve günde 3 ücretli mesajdan sonra tüm Turkcell’lilerle gün boyu ücretsiz mesajlaşma imkanı var. Genç Paketi: Aylık sabit ücreti 11.9 lira. 2 saat bedavadan sonra Turkcell’lileri, sabit hatları ve diğer operatörleri aramanın dakikası 24 kuruş.

KAMU ÇALIŞANLARINA
BizBize Kamu: Kamu çalışanları ve emeklileri, ayda 12 liraya aynı tarifedekilerle 200 dakika konuşabiliyor. 200 mesaj da hediye. 3 yakınını da BizBize Kamulu yapanlar onlarla da aynı avantajları paylaşıyor. Şebeke içi ve sabit hatları aramanın dakikası 33 kuruş, diğer operatörleri aramanın dakikası 60 kuruş. Ücretsiz mesajlar bittikten sonra gönderilen mesajlar 21 kuruş.

Avea SınırsızKamu’da konuşmalar bedava

GENÇLERE
MobilÖğrenci: Ön ödemeli hatlara yönelik bu tarifedekiler birbirlerini 10 dakikası 2 kontöre arıyorlar. Bu tarifeyle diğer operatörleri aramanın dakikası ise 2 kontör. Şebeke içi arama 3, sabit hattı arama 4 kontörle ücretlendiriliyor. Ayrıca 250 ve üzeri kontör yüklemelerinde 150 SMS hediye.

KAMU ÇALIŞANLARINA
SınırsızKamu: Kamu çalışanları ve emeklilileri sadece kendi tarifelerindeki abonelerle değil, Avea’lı tüm kamu çalışanları ve emeklileri ile ücretsiz konuşuyor. 31 Aralık 2008’e kadar kamu kimliği taşımayan tüm bireysel kullanıcılar da bu tarifeden yararlanabiliyor.

ÇOK GEZENLERE
TümDünya: 202 ülkede dakikası 30.30 kuruş ya da 4 kontöre tüm yönlere doğru konuşma imkanı sunuyor. Süre kısıtlaması yok.

ÇOK KONUŞANLARA
Saniyeli HepsiBir: Aylık ücreti 1.82 lira olan tarifede tüm yönlere aramanın dakikası 35.14 kuruş.

ÇALIŞANLARA
Tümİş: Sadece şirket hatlarını değil, iş yapılan diğer şirketleri de yoğun arayanlara uygun. Aylık ücret 10.3 lira. 3200 dakika ücresiz konuşma sağlayan tarifede diğer tüm konuşmaların dakikası 29.69 kuruş. Kısa mesaj ücreti 23.03 kuruş.

YAKIN KİŞİLERE
BizBize: Aylık sabit ücreti 1.5 lira olan tarifede şebeke içi aramaların dakikası 35 kuruş, sabit hatları aramanın dakikası 45 kuruş, diğer operatörleri aramanın dakikası ise 60 kuruş. Kısa mesaj ücreti 21 kuruş. Aylık sabit 12.5 lira olan BizBize Canımın Üçü tarifesinde ise seçilen üç kişiyle dakikası 4.2 kuruşa konuşuluyor. diğer ücretlendirme ise BizBize tarifesiyle aynı.

AİLELERE
TümAile: Aylık sabit ücreti 15.15 lira olan tarifeye geçenler aralarında 3200 dakika ücresiz görüşüyor. Diğer operatörleri, sabit hatları ve Avea’lıları aramanın dakikası tüm vergiler dahil 30.3 kuruş. Kısa mesaj ücreti 23.03 kuruş.

Vodafone CepAile’de dakika 1.8 kuruş

GENÇLERE
Cep Öğrenci: Ön ödemeli hatlara yönelik tarifede şebeke içi dakikası 2 kontöre aranabiliyor. Diğer operatörler ve sabit telefonları aramanın dakikası ise 4 kontör. Ayda bir, bir defada en az 100 kontör yüklendiğinde, seçilen 10 adet numara ile onay mesajının ulaşmasını takiben 5 dakikası 1 kontöre görüşülebiliyor.

AİLELERE
Cep Aile: Aylık sabit ücreti 2.90 lira olan tarife aile bireylerini ve kendilerini aile gibi görenleri dakikası 1.8 kuruşa konuşturuyor. Tarife içi mesajlaşmak bedava. Şebeki içi ve sabit hatla konuşmanın dakikası 22 kuruş, diğer operatörleri aramanın dakikası 60 kuruş.

ÇOK GEZENLERE
Dünyayı gezen tarife: Bu tarife ile 17 Vodafone GSM şebekesinde yapılan ve alınan çağrılar için dakikası sadece 75 kuruş ödeniyor. Aylık 1 lira karşılığında faturalı hat aboneleri mevcut abonelik paketini değiştirmeden Dünyayı Gezen Tarife alternatifini seçebilir.

ÇALIŞANLARA
İşini düşünen paketler: Şirket içi 2500 dakika bedava konuşma, diğer Vodafone’lular, sabit hatlar ve diğer operatörlerle 250 veya 500 dakika bedava konuşma sağlıyor. 250’lik paketin ücreti 59.9 lira, 500’lük paketin ücreti 99.90 lira.

(Star)


Cepten verginizi ve cezanızı sorgulayın

Eylül 15, 2008

Vatandaşlar, artık trafik para cezası ile motorlu taşıtlar vergisi borcu bulunup bulunmadığını da cep telefonları aracılığıyla öğrenebiliyor. Edinilen bilgiye göre, Gelir İdaresi Başkanlığının mükelleflere cep telefonuyla vergi hizmeti verilmesine dönük ”Kısa Mesaj Bilgilendirme Servisi” devreye girdi. Yeni uygulama için önce Turcell, Vodafone ve Avea ile ayrı ayrı protokol imzalandı. Daha sonra da, sistemin işleyişini kontrol amacıyla pilot uygulama niteliğinde bir deneme dönemi geçirildi.

Bu dönemde işleyişte hiçbir sorunla karşılaşılmaması üzerine de Gelir İdaresi Başkanlığı, yeni sistemin yurt çapında bir tanıtım kampanyasıyla tam olarak devreye sokulması kararını aldı. Buna ilişkin broşür ve afişler hazırlanarak, Vergi Dairesi Başkanlıkları ve Defterdarlıklara gönderildi.

Böylece Başkanlıkta üretilen bilgilerin kamuoyuna daha hızlı ulaştırılması, veri dağıtım çeşitliliğinin arttırılması ve insan gücü ile kaynak kullanımında tasarruf sağlanması amaçlandı.

-1189 VERGİ HATTI-
Gelir İdaresinin Kısa Mesaj Bilgilendirme Servisinde her 3 GSM operatörünce de bilgilendirme ve sorgulama için ”1189” hattı kullanılıyor.

Yeni sistemle vatandaşlara halen 4 ayrı hizmet veriliyor. Bu hizmetlerle sistemden faydalanma yöntemleri şöyle:

-Haber Bildirim Aboneliği: Bu sistemde, kullanıcılara, vergi uygulamaları ile ilgili beyanname verme süresinin uzatılması, vergi dairelerinin hafta sonu açık tutulması gibi her türlü güncel bilginin ve mevzuat değişikliğinin anlık olarak iletilmesi öngörülüyor.

Bu hizmetten yararlanmak isteyenler, cep telefonunun mesaj bölümüne ”ABONE HABER” yazıp 1189′a gönderecek. GSM operatörleri buna ”Başarıyla abone oldunuz. Haber başına 2 kontör ücretlenir. Ayda en fazla 30 mesaj. Abonelikten çıkmak isterseniz İPTAL HABER yazıp 1189′a gönderiniz. MH: 444 0 189” şeklinde yanıt verecek.

-Motorlu taşıtlar vergisi borcu sorgulama: Bu hizmette aracın plaka numarası ve tescil tarihi ile araç sahibinin TC kimlik numarası gerekiyor. Sorgulama için aralarında boşluk bırakarak ”MTV Plaka No, Araç Tescil Tarihi, TC Kimlik numarası” yazılarak, 1189′a mesaj atılacak.

GSM operatöründen kişinin vergi ödemelerine göre örneğin ”2008/1-2 2007/1-2′e ait toplam borcunuz…… YTL’dir. Ayrıntı için MTV AYRINTI yazın 1189′a gönderiniz. (en fazla 4 SMS)” şeklinde bir yanıt gelecek.

Vatandaş ayrıntılı bilgi istiyorsa bu defa ”MTV AYRINTI” yazıp 1189′a mesaj atacak. GSM operatöründen de kendisine yine mesaj yoluyla ”2008/2 için…. YTL, 2008/1 için….. YTL, 2007/2 için…… YTL, 2007/1 için……YTL borcunuz vardır” şeklinde, ayrıntılı borç dökümü bilgisi iletilecek.

Motorlu taşıtlar vergisi sorgulama hizmeti karşılığında abonelerden 2 SMS/4 kontör, ayrıntılı sorgulama için de 5 SMS/10 kontör karşılığı ücret alınacak.

-Motorlu taşıtlar vergisi miktarı hesaplama: Araç sahipleri, motorlu taşıtlar vergisi ödeme döneminde yine kısa mesaj yoluyla, aracının vergi tutarını öğrenebilecek. Bunun için cep telefonunun mesaj bölümüne ”MTV ARAÇ PLAKASI” yazılarak, 1189′a mesaj gönderilecek. Buna da ”….yılı Ocak ve Temmuz ayı taksitlerinizin her biri…. YTL’dir” yanıtı verilecek.

Motorlu taşıt vergisi hesaplama hizmetinin karşılığı da 2 SMS/4 kontör olacak.

-Trafik para cezası borcu sorgulama: Trafik cezası olup olmadığını öğrenmek isteyen araç sahipleri, bu defa mesajın başına ”TPC” yazacak. Plaka numarası, araç tescil tarihi ve TC kimlik numarasını da buna ilave ederek, 1189′a gönderecek.

Örneğin bu şekilde düzenlenen (TPC 06GIB89 31012007 12345678912) trafik para cezası sorgu mesajına ”… cezadan toplam TPC borcunuz……YTL’dir. Ayrıntı için TPC AYRINTI yazıp 1189′a gönderiniz. (En fazla 4 SMS)” diye yanıt verilecek.

Taşıt sahibi, ayrıntı istiyorsa, ”TPC AYRINTI” yazarak, 1189′a mesaj atacak. GSM operatörlerinin buna yanıtı da, ”…..tarihli…..YTL cezanızın son ödeme tarihi…..dir. …..tarihti…..YTL cezanızın son ödeme tarihi…..dir” olacak.

Trafik para cezası sorgulama için abonelerden 2 SMS/4 kontör, ayrıntılı sorgulama için de 5 SMS/10 kontör” ücret alınacak.

Bu arada gerek motorlu taşıtlar vergisinde, gerekse trafik para cezalarında ayrıntılı sorgulamalar için en fazla 4 SMS gönderilebilecek.

-VERGİ BORCU YOKTUR YAZISI DA ALINABİLECEK-
Gelir İdaresi Başkanlığı, önümüzdeki dönemde SMS yoluyla gerçekleştirilen vergi hizmetlerini yaygınlaştıracak.

Buna ilişkin yazılımların ardından mükellefler ”vergi borcu yoktur” ve ”mükellefiyet” yazısını da SMS aracılığıyla alabilecek. Aynı yöntemle vergi levhası tasdiki yapılabilecek. Vatandaşlar, haklarında yurt dışına çıkış yasağı bulunup bulunmadığını da kısa mesaj yoluyla kontrol edebilecek.

Bu arada yetkililer, GSM operatörlerinin geliştirecekleri paket programlar ile önümüzdeki yıllarda belediyelerin tahsil ettiği emlak vergilerinin de cep mesajlarıyla öğrenilmesinin mümkün olabileceğini ifade ediyor.

Halen Finlandiya ve Güney Kore’de SMS’ler yoluyla vergi hizmeti verildiğine dikkat çeken bir Maliye Bakanlığı yetkilisi, Türkiye’de de bu sistemin devreye girmesiyle vatandaşa çok daha kolay ulaşabileceklerini belirtti. Halen motorlu taşıtlar vergisinin yılda ortalama yüzde 70′inin tahsil edildiğini kaydeden Maliye Bakanlığı yetkilisi, ”SMS’ler kanalıyla bu oranın yükselmesini bekliyoruz. Aynı şekilde vatandaşa, trafik para cezası mı kesilmiş, bilmiyorsa bile onu öğrenebilecek. Diğer birçok vergi hizmetini de cep telefonları kanalıyla alabilecek” dedi.

AA


30 bin kişi hacca gidemeyebilir

Eylül 15, 2008

Suudi Arabistan’ın Türkiye’nin ek kontenjan talebine olumsuz cevap vermesi halinde 30 bin kişinin hac hayali suya düşecek. Suudi Arabistan’ın Türkiye’ye her yıl verdiği yaklaşık 30 bin kişilik ek hac kontenjanında bu yıl büyük sorun yaşanıyor. Türkiye, Mekke civarındaki yıkımları gerekçe göstererek ek kontenjan vermek istemeyen Suudi yönetimi ile üst düzeyde diplomasi yürütüyor.

2 Eylül’de Körfez İşbirliği Konseyi toplantısına katılmak üzere Suudi Arabistan’a giden Dışişleri Bakanı Ali Babacan, bu ülkenin yetkilileriyle ek kontenjan sorununu da görüştü. Ancak bu görüşmeden olumlu bir sonuç alınamadı. Bunun üzerine Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, önümüzdeki günlerde Suudi Arabistan’a giderek hac bakanı ile ek kontenjan konusunda temaslarda bulunacak. Girişimler 30 bin kişi için sürerken bunun gerçekleşmemesi durumunda Türkiye, Suudi yönetimini daha düşük bir ek kontenjan için iknaya çalışacak.

Diyanet yetkilileri, Türkiye’nin her yıl aldığı ek kontenjanın bu yıl verilmeme ihtimalinin söz konusu olduğunu belirtiyor. Türkiye, yıllardır haccı en iyi organize eden ülke olduğu için 70 bin normal kontenjanın yanında 30 bin ek kontenjan alıyordu. Ancak bu yıl ek kontenjan gecikti. Verilmeme ihtimalinin de olduğu belirtiliyor. Bu nedenle daha önce 5-16 Mayıs tarihleri arasında kayıtları alınacağı duyurulan ek kontenjan başvuruları, Bakanlıklar Arası Hac ve Umre Kurulu’nun kararı ile ileri bir tarihe ertelenmişti. Diyanet ise ek kontenjan verilecekmiş gibi hazırlık yaparak evleri tuttu. Ek kontenjanın çıkmaması durumunda 30 bin kişinin kutsal topraklarla buluşma hayali gerçekleşemeyecek.

Hac konusunda Diyanet’in en büyük sıkıntısı, Türkiye’ye tanınan kontenjanın talebin çok altında kalması. Bu yıl hac için 770 bin kişi başvururken verilen resmi kontenjan 70 bin. Her yıl ek kontenjan alarak yaklaşık 100 bin kişiyi hacca götüren Diyanet, ek kontenjan alırken çeşitli zorluklar yaşıyor. Bu yıl ise Suudi yönetimi Harem civarında eski binaların yıkılıp yenilerinin yapılmasını gerekçe gösteriyor. Kalacak yer sıkıntısı olduğunu belirterek ek kontenjan vermek istemiyor. Ancak Diyanet yetkilileri, Türk hacıların kalacağı otellerin ek kontenjan verilecekmiş gibi önceden tutulduğunu belirterek, “Türkiye’ye verilecek ek kontenjanın iskan sıkıntısıyla ilgisi yok.” diyor. Geçen yıl da sorun yaşanmış, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın devreye girmesiyle 30 bin kişilik ek kontenjan sağlanabilmişti. Ancak Suudi yönetiminin Kâbe’nin etrafındaki genişletme çalışmaları nedeniyle hiçbir ülkeye ek kontenjan vermeme eğiliminde olduğu belirtiliyor.

Türkiye’de hac başvuruları, her yıl düzenli olarak artıyor. Geçen yıl 673 bin olan hac başvurusu, bu yıl 770 bin olarak gerçekleşti. Başvuruların artmasına karşın Türkiye’nin 70 bin kişilik resmi kontenjanı değişmiyor. Başvurulardaki artışa paralel olarak kadın hacı adaylarının sayısı bu yıl ilk kez erkekleri geçti. Toplam başvuruların yüzde 53′ünü bayanlar oluştururken erkeklerin oranı yüzde 47 oldu.

ZAMAN


Süper Ligde Sonuçlar Puanlar

Eylül 15, 2008

Turkcell Süper Lig’de 2008-2009 sezonunda üçüncü hafta maçları bu akşam oynanan 5 karşılaşma ile tamamlandı. İşte Süper Lig’de son durum…

Turkcell Süper Lig’de gecenin önemli maçında Trabzonspor, Beşiktaş’la golsüz berabere kaldı.

23 golün atıldığı Süper Lig’in 3. haftasında 4 maçı ev sahibi ekip kazanırken, 1 karşılaşmada deplasman takımı sahadan 3 puanla ayrıldı. 4 karşılaşmada ise takımlar birbirlerine üstünlük sağlayamadı.

Turkcell Süper Lig’de golcüler ise şunlar;

2 Gol: Bobo (Beşiktaş), Selçuk (Trabzonspor), Tabata (Gaziantepspor), Fatih Yiğen, D. Roberts (Denizlispor), Sercan, Gökhan Güleç (Bursaspor), Delgado (Beşiktaş), İbrahim Şahin (Hacettepe), Mehmet Yıldız (Sivasspor), Iglesias (Ankaragücü), Mustafa (Gençlerbirliği)

1 Gol: Kewell, Hakan Balta, Barış, Lincoln, Nonda (Galatasaray), İvankov (Bursaspor), Beto, Mehmet Yozgatlı, İvan (Gaziantepspor), İbrahim Yattara, Gökhan Ünal (Trabzonspor), Celalettin, Cihan Haspolatlı, Kaue (Konyaspor), Gökhan, Burak (k.k), Jaba, Chaabani (Ankaragücü), Burhan, Erkan (Gençlerbirliği), Jestroviç (Kocaelispor), Mustafa Özkan, Straka, Bieniuk, Serge Pacome Djehoua, Ngwenya (Antalya), İbrahim, Musa Aydın, Herve Tum (Sivasspor), Colin Kazım, Semih, Alex, Can Arat (k.k) (Fenerbahçe), Holosko (Beşiktaş), Eren (Kayserispor), Kratochvil (Denizlispor), Mehmet Çakır, Ediz (k.k), Murat (Ankaraspor), Özgür (Eskişehirspor)

3. haftada oynanan maçlarda alınan sonuçlar, puan durumu ve 4. haftanın programı şöyle:

TOPLU SONUÇLAR

Hacettepe – Fenerbahçe: 2 – 1
Konyaspor – Denizlispor: 1 – 1
Kayserispor – Kocaelispor: 1 – 0
Galatasaray – Antalyaspor: 1 – 1
Sivasspor – Bursaspor: 3 – 1
Gençlerbirliği – Eskişehirspor: 3 – 1
Gaziantepspor – Ankaragücü: 2 – 2
İstanbul Büyükşehir Belediyespor – Ankaraspor: 1 – 2
Trabzonspor – Beşiktaş: 0 – 0

PUAN DURUMU

HAFTANIN PROGRAMI

17 Eylül Çarşamba

Şampiyonlar Ligi grup maçı
21.45 Porto (Portekiz) – Fenerbahçe

18 Eylül Perşembe

UEFA Kupası 1. tur ilk maçları
20.30 Beşiktaş – Metalist Kharkiv (Ukrayna)
21.00 Kayserispor – Paris Seint Germain (Fransa)
21.45 Bellinzone (İsviçre) – Galatasaray

TURKCELL SÜPER LİG’DE 4. HAFTA MAÇLARI

19 Eylül Cuma:
20.00 Denizlispor – Trabzonspor (Denizli Atatürk)

20 Eylül Cumartesi:
20.00 Eskişehirspor – Sivasspor (Eskişehir Atatürk)
20.00 Ankaragücü – İstanbul Büyükşehir Belediyespor (Ankara 19 Mayıs)
21.00 Fenerbahçe – Gençlerbirliği (Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu)

21 Eylül Pazar:
19.00 Kocaelispor – Galatasaray (İsmetpaşa)
20.00 Bursaspor – Kayserispor (Bursa Atatürk)
20.00 Ankaraspor – Hacettepe (Yenikent Stadı)
20.00 Antalyaspor – Konyaspor (Adana 5 Ocak) (Antalyaspor cezalı)
21.45 Beşiktaş – Gaziantepspor (BJK İnönü).

CİHAN


Kredi kartlarında hakkınızı mutlaka arayın

Eylül 15, 2008

Kredi kartı ile ilgili yasalar son dönemde tüketici lehine yeniliklerle değiştirildi. Haklarınız olduğu halde müracaat etmeme yanlışına düşmeyin. Sözleşmeleri mutlaka okuyun. Kredi kartı kullanıcıları birer tüketici olarak hakları bulunduğunu asla unutmamalıdır. Düştüğümüz yanlışlardan birisi de haklarımızı araştırmamak ve bankanın her dediğini doğru kabul edip razı olmak. Oysa gerek Tüketici Kanunu gerekse Kredi Kartı Kanunu, kart kullanıcılarına önemli haklar sunuyor.

Değişiklikler yapılan Kredi Kartları Kanunu, öncelikle ödeme sisteminde bir dizi yenilik getirdi. Limitler ve sözleşmelerdeki yeniliklerle, tüketicinin lehine gelişmeler oldu. Daha önce sözleşmeler tek taraflı yapılıyor ve okunmayacak kadar küçük puntolarla yazılıyordu. Yeni kanunun getirdiği en önemli değişikliklerden biri de bu oldu. Sözleşmeler 2 nüsha olarak düzenlenecek ve tüketiciye de verilecek.

Ayrıca sözleşmelerdeki yazılar da rahatlıkla okunabilmesi için 12 punto olarak hazırlanacak. Sözleşmede tüketici aleyhine bir madde olamayacak. Zaten bu tür maddeler Tüketici Mahkemeleri’nden geri dönüyor. Sözleşmelerde her türlü faiz açıkça belirtilecek. Daha önce buralar boş bırakılıyor ve banka tarafından dolduruluyordu. Bütün bu haklarınızı bilmenizde fayda var.

Kart kullanıcıları, özellikle yapılan yanlışlıkları küçük görerek itiraz etmiyorlar veya üstünde durmuyorlar. Genelde kullanıcılar arasında ‘ben itiraz etsem ne olur nasıl olsa beni haksız çıkartırlar’ anlayışı hakim. Bu düşünceleri mutlaka değiştirin.

Haber7


Bütün Bilgisayarlar Risk Altında

Eylül 15, 2008

ChaO yakalanmadan önce Haber 7’ye verdiği röportajda Microsoft’un FBI ve CIA ile işbirliği yaparak tüm dünyadaki bilgisayarları takip ettiğini söyledi. Dünyanın önde gelen bilgisayar korsanı Çağatay Evyapan (ChaO), yakalanmadan önce Haber 7’nin sorularını cevaplamıştı. FBI, CIA ve Interpol’in yakalamak için uğraştığı ancak takma adı dışında hakkında hiçbir şey bilmedikleri ChaO o dönemde Haber 7’nin araştırdığı, ‘sanal banka soygunu’ dosyasında adı geçmesi üzerine bizimle irtibata geçmiş ve konu hakkında bilgiler vermişti.

Bilgisayar Mühendisi olan ChaO, bize göndermiş olduğu mailde, kendisinin büyük projelerle uğraştığını, kart kopyalama cihazları yapıp, pos cihazlarını modifiye ettiğini bunun için yüksek teknolojiye sahip donanımlar ve yazılımlar kullandıklarını söylemişti.

Emniyet Müdürlüğü’nün yapmış olduğu açıklama da Çağatay Evyapan’ın söylediklerini destekliyor. Sahte pos cihazları yapan bunlara özel yazılımlar hazırlayan, banka kartı kopyalama için cihazlar üzeren ChaO bu cihazları yurt dışına satıyordu. ChaO satış dışında da sanal dolandırıcılık konusunda yöneticilik görevi vardı. Sanal dolandırıcılık konusunda geliştirilen yeni bir teknolojiye ‘olur’ veren ChaO, bizimle yaptığı görüşmelerde ısrarla Türkiye’de hiçbir zaman soygun yapmadığını söylemişti.

03 Mart 2008’de yayınlamaya başladığımız yazı dizisinde adı geçen ve bazı bilgilerin eksik olduğunu belirtip haberimize itiraz eden ve bize maille ulaşan ChaO ile daha sonra zaman zaman mail üzerinden görüştük. Tüm görüşmelerimizde kendisinin yurt dışında yaşadığını söylemiş ve FBI, CIA ve Interpol tarafından aranırken Türk polisinin kendisinin yakalamasının imkansız olduğunu belirtmişti.

Kendisine çok güvenen ChaO, yapmış olduğumuz bu röportajı, IP bilgilerini ve diğer teknik bilgilerin polise ve savcılığa verebileceğimizi belirterek, “Biz Scene’de (sanal alem) FBI ve CIA ile savaşıyoruz ve onların en çok aradığı insanlarız, dolayısı ile, bizlerin teknik olarak takibimizin yapılamayacak olması kimseyi şaşırtmamalı” demişti.

TÜM GÜVENLİK ÖNLEMLERİ AŞILABİLİR
ChaO ile yapmış olduğumuz bu görüşmeyi okuyunca siz de hayrete düşeceksiniz. Bankaların güvenlik için yapmış olduğu tüm duvarların aşıldığı, anne kızlık soyadı, gizli soru gibi güvenlik önlemlerinin çok da güvenli olmadığını göreceksiniz. Bu bilgilerin satışının yapıldığını aktaran ChaO bankalarda kayıtlı bilgilerin değiştirilebildiğini de belirtiyor.

ChaO, bu röportajda sanal alemde yaşanan savaşları anlatırken ABD’nin kendi çıkarları için neler yaptığını da gözler önüne seriyor. Windows kullanan herkesin bilgisayarına erişim imkanı veren bazı açıkların Microsoft tarafından bilerek kapatılmadığını bunu FBI ve CIA’nin kullandığını, bilgisayar korsanlarının bu açıkları fark ettiklerini söyleyen ChaO 50 bin dolara, Windows’taki bu açığın kendilerin tarafından isteyenlere satıldığını belirtmişti.

Sanal alemde güvenin çok önemli olduğunu vurgulayan ChaO, işlerin güven üzerine yürüdüğünü ve ‘güvenilir suçlu’ tanımının bu alem için kullanılabileceğini aktarmıştı. ChaO ayrıca Türkiye dışında bazı bankalara danışmanlık yaptığını da belirtmişti.

İşte ChaO’yla yapmış olduğumuz ama yayınlamadığımız röportaj. İlk kez ve sadece Haber 7 okurları için: (Basın kuruluşlarına bir not: Uzun bir süredir takip ettiğimiz bu dosyanın haberlerini kullanırken lütfen bizden ‘bir internet sitesi’ diye bahsetmeyiniz. Haber 7’nin haberlerini kaynak göstererek kullanmanızı rica ederiz)

Neleri alıp satıyorsunuz?

Aklınıza gelebilecek her şey, çoğu tabii ‘Information Based’ şeyler. Genelde 3 gurup şeyler.

1. Herkesin kullanabileceği yani teknik bilgisi olmayanların kullanabileceği:

- – Card Processor’lerden çalınan kart bilgileri (Track1 + Track2)
Bunlar encoder (manyetik kart yazmak için kullanılan araç) ile sahte kartlara yüklenip alışveriş yapılır ya da anlaşmalı dükkanlardan belli bir yüzde ile çekilir.

- – Login’ler
Birçok bankanın Online Site’lerine giriş kodları, gerçek kullanıcının tüm bilgileri (gizli bilgiler dahil, örneğin anne kızlık soyadı ya da banka eğer destekliyorsa müşterinin kendi belirleyeceği gizli sorulara
verilmesi gereken cevaplar vs.)

- – CVV’ler
Kart’ın tüm bilgisi ve kart sahibinin adres, mail vs. bilgileri. Bunlar online alışverişlerde kullanılır.

- – Full’ler
Kart sahibinin mail ve şifreleri, adres vs. bilgileri, banka giriş kodları ve bilumum tüm bilgiler

- – Email List’ler
Spam’ciler yada trojanlarını göndermek isteyenler milyonlarca mail adres listesi alır, bu adreslere email gönderirler. Kendileri gönderemiyorsa satıcıya herkese göndermek istediği mail’i verir ve ilgilendiği ülke vs. kriterlerini belirleyip göndermesini ister. Tabii her extra şey extra para ile olur.

2. Profesyonellerin ilgileneceği şeyler:

- – Card Processor’lerden çalınan Merchant bilgileri:
Bunlar teknik insanlar tarafından satın alınıp “checker” gibi bir servis verilir. Örneğin elinizde kart bilgileri var ve bunların geçerli ve çalışan bilgiler olduğunu test edebilmeniz için siz checker servisine
gidersiniz ve alışverişten önce kontrol edersiniz.

- -Trojan’lar
Bunlar hedef bilgisayarlara sızmak, kontrol altına almak, tüm bilgileri log edip ele geçirmek vs. amaçlarla kullanılır.

- – COBS
Amerikan kart sahiplerinin, bankada kart’ın kayıtlı olduğu adres vs. bilgilerini online olarak değiştirebilmek ve değiştirdiği adreslere online siparişleri ulaştırmak vs. amaçlarla kullanılır.

- – Scam Pages
İlgilendiğiniz bir web sitesinin 1/1 kopyasını kendi server’larınızda çalıştırmak için kopyası yapılır. İnsanların online trafiklerini bu siteye yönlendirip login vs. bilgilerini çalarsınız. Tabii insanlar login olduktan sonra sizin siteniz artik kullanıcıyı gerçek siteye yönlendirip işlemlerini yaptırır ve kullanıcı farkı anlayamaz.

3. Üst düzey profesyonel’lerin ilgileneceği şeyler:

- – Exploit’ler
Microsoft tarafından henüz fark edilmemiş ya da “düzeltilmek istenmeyen” (!) Windows açıklarını kendi trojan’larini yapan insanlar alır, on binlerce bilgisayara enjekte eder ve o bilgisayarları robot gibi kullanır. Yüzlerce amaç için kullanılır bu bilgisayarlar. Örneğin, IP gizlemek (o bilgisayarlar üzerinden online islerinizi yaparsınız), DDOS atakları (başka bilgisayarlara saldırmak, sistem çökertmek vs.), tabii
bilgisayar sahibinin değerli bilgileri varsa çalmak vs.. Tek tek saymak gerçekten imkansız.

- – Custom Solutions (Özel Çalışmalar)
Özel bir proje yapmak istiyorsunuz, çok standart dışı bir şey ve çok özel şeyler gereksinimleriniz var. Gereksinimler elektronik şeyler de olabilir, yazılım turu şeyler de. O zaman ilgili insanlara gider projenizi açıklar ve isteklerinizi karşılayacak çözüm alırsınız. Örneğin ben bu alanda çalışıyorum. Elektronik ve yazılım mühendisliği hizmeti veriyorum.

Tabii bu 3 gurupta daha sıralanacak şeyler vardır, ama siz de takdir edersiniz ki ben sadece size ‘herkesin bildiği’ şeyleri söyleyebilirim.

MICROSOFT’UN FBI VE CIA’LE İŞBİRLİĞİ
* “Düzeltilmek İstenmeyen” Windows açıkları:
FBI gecen sene sonu ve bu sene basında, kendilerinin online suçlarla mücadele için başkalarının bilgisayarlarını ele geçirmek için detect (belirlenemeyen) edilemeyen Trojan (Bilgisayarlardan bilgi çalmak için yerleştirilen yazılım) kullandıklarını resmi olarak açıkladı. Microsoft ilgili yasalar gereği NSA, FBI, CIA gibi kurumlara yardımcı olmak zorunda, bazı açıklar özellikle kapatılmamakta. Tabii bu gibi açıkları biz tespit ettiğimiz zaman o zaman isleri çok zorlaşmakta. Çünkü açıkları bizim kullanmamız onlara karşı operasyon yapmamız riskini meydana getirmekte ve bu onların bir hayli canlarını sıkmakta.

İlgili kapatılmayan açık (yaklaşık 5 senedir!) su anda $50,000′a satılmakta. Kişisel olarak kapatılmayacağına inanmaktayım.

FBI İÇİN GİZLİ KOD EKLEDİ
PGP şirketinin ABD hükümeti baskısı ile PGP v2.0′dan sonra FBI tarafından şifrelenmiş verileri açığa çıkarmak için kod’larına gizli bir kod eklemeye mecbur bırakıldığı resmi açıklamayı 1997′de yaptığı
düşünülürse ki o senelerde PGP çok unlu bir şirket değildi ve çok kişi kullanmıyordu, Microsoft gibi bir her bilgisayarda yazılımı kullanılan ABD şirketinin FBI’a böyle bir hizmet sunması kimse tarafından
yadırganılmamalıdır.

ORTADOĞU’DAKİ ŞİFRELİ VERİ ABD’NİN ELİNDE
Birçok kişiden soru alıyorum, bu tip bilgileri nasıl temin ettiğimiz yönünde, belki siz de merak ediyorsunuz. Gerçek o kadar göz önünde ki, her şey resmen açık istihbarat seklinde. Parçaları birleştirme gücüne sahip ve araştırmaya meraklı herkes görebiliyor. Örneğin ABD Irak’a girdiğinde bir ABD Generalinin açıklaması vardı. “Biz bu bölge de tüm veri iletişimini izliyoruz ve bilinen tüm encryption algoritmalarını 10dk içersinde kırabilecek gücümüz var” şeklindeydi.

Tabii herkes o sırada başka islerle ilgilendiğinden bu gözden kaçtı. Oysaki biz bu açıklamadan sonra yaklaşık 6 ay gece gündüz SSL ve Https algoritmalarını (her ikisi de public/secret key algoritmalari) nasıl kırdıklarını araştırma ile geçirdik. Ben bunu bulup çok uzun bir makale yayınladım. Gerekli altyapıyı kurmanın 13-15 milyon dolar gibi bir maliyeti var. Bu maliyete katlanılıp 5-6 ay gibi bir surede tüm olası public/secret key algoritmasının nasıl neredeyse REAL TIME olarak kırılabileceğini teorik olarak bu iste uzman olan kişilere ispat ettim. Bu algoritmanın önemini size söyle söyleyeyim, dünyadaki tüm bankalar, şifrelemenin üst düzey önemli olduğu bilgi servisleri, gizli servisler, askeri birimler vs. bu algoritmayı kullanmaktadırlar. Zaten olaya hiç teknik bilgiye sahip olmayan bir insan olarak bakarsak dahi her şeyi net olarak görebiliriz ama sorun acaba bakmayı biliyor muyuz?

Gelin hiç teknik bilgisi olmayan insanların yapabileceği ufak bir test yapalım ve kendimize su soruları soralım;

1. İlgili algoritma kim tarafından ve ne zaman bulundu?

Bu algoritma(RSA) resmi olarak(!) 1977′de Amerika’da MIT’de çalışan Ron Rivest, Adi Shamir, and Leonard Adleman adli 3 bilim adamı tarafından bulundu. http://en.wikipedia.org/wiki/RSA

* Aslında bu algoritma 2. Dünya savası sonunda, bir savaşın Hitler’in bilim adamlarına geliştirdiği Enigma’nın çözülmesi ile kazanıldığının farkına varan bilim adamlarının bu yönde çalışmaları ile 1977′den önce bulunduğu düşünülmektedir.

2. Bu algoritma nerelerde kullanıldı?

1985-1989′li yıllara kadar (internet normal insanlar tarafından kullanılmasından önce) sadece ABD’in askeri haberleşmelerde kullandığı GIZLI bir algoritma idi. Daha sonra encryption standardı haline geldi ve dünyanın her yerinde, internet kullanıcılarının HERGÜN (bilerek ya da bilmeyerek) kullandığı bir algoritma haline geldi. Kaynak kodu tamamen açık, herkesin kullanabileceği en güvenilir algoritma olduğu iddia ediliyor.

3. Peki bir ülke (ABD) kendi gizli askeri haberleşmelerinde kullandığı bir algoritmayı, neden ve ne zaman public olarak herkesin kullanımına acar? Bu algoritmayı kendi ülkesine zarar vermek isteyen teröristler dahil olmak üzere diğer ülkelerin de kullanmasını neden ve ne zaman isteyebilir?

F16’LARI ABD’YE KARŞI KULLANAMAYIZ
Kritik soru bu iste… Bir ülke böyle bir şeye SADECE eğer o algoritma kendi aleyhinde kullanıldığında kendisi için bir risk teşkil etmiyorsa yapar. Yani kendisi bu algoritmayı kırıyorsa ve kırmak başkaları için son derece zor ise, o zaman başkalarının bu algoritmayı kullanmasını teşvik etmeye başlama zamanı gelmiştir. Diğer hallerde, hiçbir ülke ya da hükümet, başka ülkelerin ya da hükümetlerin, kendisini kendi geliştirdiği bir “silah” ile vurmasına izin vermesi hayatın akısına aykırıdır.

(F16′larin teknoloji transferi ile tüm teknolojisi Türkiye’ye getirilip üretimine izin veriliyor da, asıl microchip neden sadece ABD tarafından dizayn edilip bize verilmekte? Bir şekilde eğer Amerika ile savaş çıktığı zaman sizce biz onları, onların geliştirdiği silahlarla vurabilecek miyiz? Bize yaptıkları teknoloji transferlerinin her can alici key’ini ellerinde tutmaları kimsenin dikkatini çekmiyor mu? İlgili
şeylerin kendi alemlerinde kullanımı halinde herhangi bir önlem almadıklarına mı inanıyor musunuz?)

Bu alışverişte sizlerin kazancı ne oluyor?

Escrow hizmeti %5 gibi bir ücreti var. Bu paralarda online Board/Forum, Server kiraları, kısacası online aktivitelerin finansmanı gibi konulara harcanmakta. Kısaca başkalarının alışverişlerinden kişisel olarak para kazanılmamakta. Bu gibi şeyler gönüllü olarak, karşılıksız yapılır, bu yüzden bu konumlara gelmiş insanlara diğer insanlar büyük saygı duyarlar. Örneğin ben, herhangi bir zaman, hiç para vermeden herhangi bir Vendor’dan dilediğimi, dilediğim miktarda alabilirim. O bilir ki benim mutlaka istememin bir nedeni vardır, sadece bana verir, sormaz bile.

GÜVENİLİR SUÇLU OLUR MU?

Sanal alemde 6 basamaktaki hırsızlar kaçtığı zaman, maliyeti kim yükleniyor?

Satıcı dolandırılmış oluyor. Sadece hırsızın IP vs. bilgileri teshir edilip Scene’den atılıyor, ve başka isim kullanarak ve kendine bir kefil bularak tekrar gelirse, tespit edildiğinde, kendisine kefil olan kişi
ile beraber tekrar atılıyor. Escrow gerçekten hırsızların elini-kolunu bağlayan bir sistem. Kimse kimseye kazık atamıyor. Siz tabii, genel suçlu profili aklınıza geldiği için ve derinlikleri bilmediğiniz için, Güvenilir Suçlu olur mu diye düşünebilirsiniz ama Scene’de diğer yerlerde bulamayacağınız güvenilir insanları bulabilirsiniz. Örneğin 100,000 Euro’luk bir alışverişte 3 kişi (alici, satıcı, escrow) herkes birbirine güvenir ve bu insanlar sadece sanal karakterlerdir, buna rağmen herkes birbirine güvenir. Para dolaşır, ve sahibini muhakkak bulur. (100,000euro’luk bir araba almaya gittiğinizde, parayı peşin verip hiçbir belge almadan aracı yarın teslim edeceğini söyleyen bir insana güvenir miydiniz gerçek hayatta?)

Sadun Özkaya ve ekibi kim tarafından kullanıldı?

Olay yargı aşamasında olduğu için fazla birsek söylemem doğru değil. Ama Rus’lar tarafından kullanıldılar.

Sadun Özkaya’nın tutuklandığı, Kier’in bize bilgi verdiği Türkiye’deki banka soygunu olayı nedir? Bu olayın sizinle ilgisi var mı?

O olay dünyada birçok bankanın basına gelmiş bir olay. Daha önce size söylediğim gibi, banka Debit Kartlarında CVV kullanmıyor. Sadece service code olan 120 kullanılıyor. Eğer bir suçlu, kart numarası,
geçerlilik süresi ve şifreyi öğrenirse (online trojan’lar vs. vasıtası ile ve ayrıca bankanın internet sitesine login olup oradan sağlayacakları bilgilerle) bunları boş kartlara yazıp ATM’lerden para çekebilir.

Kier ‘banka’ olayını kısmen açıklamış zaten. O’nun söylediklerini tekrar etmek istemiyorum (Teknik bilgiler veriyor)

Diğer sorunuz olan benimle ilgisi olup olmadığına gelince; Kier ve arkadaşlarının başlarda bana geldikleri ve sistemi çözmem için yardım istedikleri doğrudur ve kendisinin de kısmen söylediği gibi kendilerine benim böyle basit şeylerle uğraşacak zamanım olmadığını söyleyip başka kaynaklar aramasını tavsiye ettim. Ama herhangi bir Rus gurup veya birilerine yönlendirmedim. (Bu bilgiler daha önce yayınlanan yazı dizisindeki iddialara cevap olarak veriliyor)

Pos modifiye ettiğiniz iddiaları doğru mu?

Doğrudur. Dünyadaki tüm son sistem POS’larda bulunan “Tamper Proof” security’i hardware ve software yöntemleri ile geçebilen tek kişi benim.

CHAO BANKALARA DANIŞMANLIK YAPIYOR

İsmini veremeyeceğim birkaç banka ve kurumlar için Güvenlik Danışmanlığı da yapmaktayım (Türkiye harici). Bu size garip gelecektir ama özellikle Türkiye dışındaki banka’lar bizlerden Danışmanlık Hizmeti almaktan çekinmiyorlar. Sistemin her açıklarını biz nerdeyse bir bakışta görebiliyoruz ve konuya Yeterince Rasyonel bakabilen insanlar da bunu görmektedirler ve bu yüzden bizden rapor hazırlamamızı vs. istemektedirler. NDA bile imzalattırıyorlar çoğu kez. Tabii ki, Türkiye’de isler değişik. Türkiye’de kurumsal bazda dahi Rasyonalite’den çok duygusal olarak isler yürümekte. Siz gidip ilgili bankaya beni güvenlik konusunda tavsiye ederseniz, muhtemelen banka patronu sizi isinizden attırmak için elinden geleni yapacaktır.

Kaç tane Scene Maker (sanal alemde yönetici) var?

Çok fazla yok. Ama bu bilgi size ve diğer normal insanlara bir fayda sağlamayacağı için söylemek istemiyorum.

Röportajın yapıldığı dönemde verilen bazı bilgileri ve konuyla ilgili güncelliğini yitirmiş bazı kısımlarını çıkarttık. ChaO, ‘sanal banka soygunu’ olayını araştırdığımız sırada, haberde adı geçmesi üzerine bize bir açıklama yapmış ve açıklama sonrası sorularımıza cevap vermişti. Bu süreçte ilk bilgileri veren Kier, ChaO’nun Ergenekon’la bağlantılı olabileceğini iddia etmiş ve bu iddiasını belgeleriyle birlikte kanıtlayacağını bildirmişti. Bunları söyledikten sonra Kier ortadan kaybolmuştu. ChaO’nun adamları Kier’i bulup sorgulamış ve yarı çıplak fotoğraflarını çekerek Haber 7’ye göndermişlerdi. Kier’in oradan kaybolmasını ChaO’ya sormuştuk ancak ChaO sadece sorguladığını ve sonra serbest bıraktığını bildirmiş, sonrasından ise bilgisi olmadığını aktarmıştı. ChaO Ergenekon’la ve Türkiye’deki legal ve illegal bir yapılanmayla bağı olmadığını da vurgulamıştı.

Tüm bu gelişmelerden sonra Emniyet’ten yapılan açıklamada ChaO takma adlı Çağatay Evyapan’ın ve yardımcılarının, kullandıkları teknik donanım ve cihazlarla birlikte 08 Eylül’de yakalandığı açıklandı.

İhsan AYDIN – Ersin ÇELİK’in haberi Haber 7