Türkiye’nin internet haritası

Ağustos 27, 2008

Türkiye’nin internet haritası çıkartıldı. Ülkenin dörtte biri internet erişimine sahipken, internete girenlerin yüzde 74′ü haber okuyor. 27.08.2008 – Türkiye’de hane halkının yüzde 24,47’sinin internete erişim imkanına sahip olduğu bildirildi.

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) Nisan ayında yaptığı ”Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması”na göre, hane halkının yüzde 24,47’sinin internete erişim imkanına sahip olduğu ortaya çıktı.

Hanelerin yüzde 29,6’sının internete ihtiyaç duymadıkları için internete bağlanmadığı belirlenen araştırmada, Türkiye’de en yaygın internet bağlantısının ADSL olduğu görüldü.

BİLGİSAYAR VE İNTERNET KULLANIM ORANLARI
Araştırmada, 16-74 yaş grubundaki hane halkı bireylerinin bilgisayar ve internet kullanım oranlarının sırasıyla yüzde 38,1 ve yüzde 35,8 olduğu, bu yıl Ocak-Mart döneminde 16-74 yaş grubundaki hane halkı bireylerinin yüzde 34,3′ünün bilgisayar kullandığı, bu bireylerin yüzde 62,4′ünün hemen hemen her gün bilgisayar kullandığı belirtildi.

Aynı dönemde bireylerin yüzde 61,6’sının evinde, yüzde 37,6’sının iş yerinde ve yüzde 21,8′inin internet kafede bilgisayar kullandığı, Ocak-Mart döneminde 16-74 yaş grubundaki hane halkı bireylerinin yüzde 32,2’sinin ve bu bireylerin de yüzde 59,7’sinin hemen hemen her gün internet kullandığı ifade edildi.

İnternet kullanan bireylerin yüzde 52,2’sinin evinde, yüzde 38,4′ünün iş yerinde ve yüzde 24,2’sinin internet kafede internet kullandığı belirtilen araştırmaya göre, bilgisayar ve internet kullanım oranının en yüksek olduğu yaş grubunun 16-24 iken, bu yaş grubunu 23-34 yaş grubu izliyor.

EN ÇOK ÜNİVERSİTE MEZUNLARI KULLANIYOR
Bilgisayar ve internet kullanım oranının tüm yaş gruplarında erkeklerde daha yüksek olduğuna dikkat çekilen araştırmada, eğitim durumuna göre en fazla bilgisayar ve internet kullanım oranının sırasıyla yüzde 87,9 ve yüzde 87,2 ile yüksek okul, fakülte ve daha üst eğitim kurumları mezunları olduğu, bunu yüzde 67,2 bilgisayar ve yüzde 64 internet kullanımı ile lise ve dengi okul mezunları takip ettiği bildirildi.

İş gücü durumu dikkate alındığında, işverenlerde bilgisayar ve internet kullanım oranlarının sırasıyla yüzde 70 ve yüzde 66,3, ücretli ve maaşlı çalışanlarda yüzde 61,4 ve yüzde 58,6 ve işsizlerde ise yüzde 49,9 ve yüzde 47,7 olduğu kaydedildi.

EN ÇOK GAZETE VE DERGİ OKUMAK İÇİN KULLANILIYOR
Araştırma, Ocak-Mart döneminde hane halkı bireylerinin yüzde 76’sının gazete ya da dergi okuma, yüzde 74′ünün e-posta gönderme, yüzde 69,7’sinin anlık ileti gönderme ve yüzde 65,2’sinin ise müzik indirme ya da dinleme için interneti kullandığını ortaya çıkardı.

İNTERNET ÜZERİNDEN ALIŞVERİŞ ORANI ARTIYOR
Aynı dönemde hane halkı bireylerinin yüzde 7,2’sinin internet üzerinden mal veya hizmet siparişi verdiği ya da satın aldığı, bu oranının 3 ay ile 1 yıl önce internet kullanıcılarında yüzde 2,7, bir yıldan uzun internet kullanıcılarında ise yüzde 1,7 olduğu belirtildi. İnternet üzerinden hiç mal veya hizmet siparişi vermeyen ya da satın almayan hane halkı bireylerinin oranının ise yüzde 88,4 olduğu belirlendi.

Araştırmaya göre, Nisan 2002-Mart 2008 dönemini kapsayan son 12 ayda internet üzerinden mal veya hizmet siparişi veren ya da satın alan hane halkı bireylerinin yüzde 30,4′ü internet üzerinden elektronik araçlar aldı, bunu yüzde 25,2 ile ev eşyası, yüzde 23,4 ile kitap, dergi, gazete, yüzde 18,2 ile giyim ve spor malzemeleri izledi.

(AA)


Alex Eğer sözleşmemi uzatırsam dedi ve ekledi

Ağustos 27, 2008

Fenerbahçe Futbol Takımı Kaptanı Alex de Souza, sarı-lacivertli formayla bugüne kadar güzel zamanlar geçirdiğini belirterek, ”Eğer kısmet olur da sözleşmemi yenilersem, formasını en fazla giydiğim kulüp Fenerbahçe olacak” dedi.

Alex, FB TV’de yayınlanan ”Kaptan Köşkü” programında yaptığı açıklamada, Gaziantepspor maçında, Fenerbahçe’deki 200. maçına çıkmasıyla ilgili, ”Fenerbahçe formasıyla şu ana kadar güzel, mutlu zamanlar geçirdik. Fenerbahçe’yi çok seviyorum” dedi.

Fenerbahçe’nin şu ana kadar formasını en çok giydiği ikinci kulüp olduğunu vurgulayan Brezilyalı futbolcu, ”Eğer kısmet olur da Fenerbahçe’de sözleşmemi yenilersem, formasını en fazla giydiğim kulüp Fenerbahçe olacak. Bunu bize zaman gösterecek. 200 maçtaki genel görüntü gayet olumlu. Fenerbahçe’de yapmam gerekenlerin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Umarım böyle devam eder” diye konuştu.

-”LİG BAŞLARI HER ZAMAN SIKINTILI GEÇMİŞTİR”-

Alex, ligin ilk maçında Gaziantepspor’a yenildiklerini, kendi döneminde, lig başlarının Fenerbahçe için her zaman sıkıntılı geçtiğini söyledi.

Fenerbahçe’nin ilk haftada Gaziantepspor’a yenilmesi konusunda ”Bu bizim için yeni bir şey değil” diyen Brezilyalı futbolcu, şöyle konuştu:

”5 senedir Fenerbahçe’deyim ve lig başları her zaman için Fenerbahçe’de sıkıntılı geçmiştir. Önemli olan,başta yaptığınız hataları ligin ilerleyen haftalarında ve kritik anlarda tekrarlamamak. Sezona kötü başlayabilir, bunları gelecek maçlarda telafi edebilirsiniz, ama önemli olan, buradan gerekli dersleri almak ve bunları tecrübe olarak bundan sonraki maçlarınıza yansıtabilmek.”

Alex, yeni transferlerden Guiza ile uyumunun çok iyi olduğunu ifade ederek, ”Bizim uyumumuz gayet iyi. Daniel, çok akıllı ve zeki bir oyuncu. Saha içinde bunu en iyi şekilde gösteriyor. Elbette ki ilk başlarda uyum sorunu olacaktır, fakat Guiza, İspanya Ligi gibi bir ligde gol kralı olarak kalitesini kanıtlamıştır. Kalitesi tartışılmaz. Sıkıntılı bu dönemi atlattıktan sonra, buranın ve takımın oyun sistemine alıştıktan sonra başarılı olacaktır” şeklinde konuştu.


Artık köylüler bakandan ADSL istiyor

Ağustos 27, 2008

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, hükümetleri döneminde yapılan KÖYDES ve BELDES programları ile vatandaşların yıllardır özlemini çektiği hizmetlerin tamamlandığını söyledi. Vatandaşların artık kendilerinden yol ve su değil ADSL istediğini dile getiren Bakan Yıldırım, havacılık konusunda da önemli mesafeler alındığına vurgu yaptı. 2015 yılı hedeflerini 10 yıl öne çekerek gerçekleştirdiklerinin altını çizen Binali Yıldırım, “Uçağa binmek imtiyaz olmaktan çıktı, ihtiyaç oldu. Türkiye uçuyor” diye konuştu.

Bazı açılış ve incelemelerde bulunmak için karayolu ile Konya’ya gelen Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, hükümetin icraatlarını anlattı. PTT Genel Müdürlüğü tarafından Konya’da yapımı tamamlanan posta işleme merkezi ve 32 PTT Bank şubesinin açılış töreninde konuşan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, PTT’nin 2002 yılında zarar eder duruma geldiğini hatırlattı.

Göreve geldikten sonra PTT Bank projesini uygulamaya koyduklarını kaydeden Bakan Yıldırım, “2002 yılında 3 bin çalışanı ve 4 bin şubesiyle bu milletin mektubunu taşıması gereken PTT bu millete yük olmaya başlamıştı. Biz derhal harekete geçtik 244 yerleşim yeri ve ilçede ptt bank kurduk. Bir ayda 2.5 milyon işlem yapan PTT 27 milyon işleme yükseldi” diye konuştu.

“KÖYDEKİ VATANDAŞ ARTIK YOL SU DEĞİL ADSL İSTİYOR”

Hükümetin yaptığı BELDES ve KÖYDES sayesinde cumhuriyetin kuruluşundan bu yana milletin özlemini çektiği hizmete kavuştuğunu dile getiren Bakan Yıldırım, gittikleri yerlerde vatandaşların artık ADSL hizmeti istediğinin altını çizdi. Bakan Yıldırım, bir köy gezisinde İsviçre’de torunu bulanan bir köylü vatandaşla arasında geçen diyalogu anlattı.

“HAVA TAŞIMACILIĞINDA 2015 HEDEFİNE 10 YIL ÖNCE ULAŞTIK”

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, hava taşımacılığında yakalanan hedefler sayesinde dünyanın hesabının şaştığını söyledi. 2002 yılında iç hatlarda toplam 8,5 milyon olan yolcu sayısının, geçen sene 32,5 milyona çıktığını açıklayan Bakan Yıldırım, havaalanlarının kapasitesini yüzde yüz artırdıklarını, bunun sonucunda ise yolcu sayısının 50 milyondan 100 milyon yolcuya çıktığını vurguladı. Yıldırım, şöyle devam etti:

“2002 yılında iç hatlarda toplam 8,5 milyon olan yolcu sayısı, geçen sene 32,5 milyona çıktı. Türkiye uçtu. 6 milyon kişi ilk kez uçak yolculuğu ile tanıştı. Artık 7 merkezden toplam 43 noktaya sefer yapılıyor hale geldi. Türkiye bu alanda destan yazdı. Uçağa binmek imtiyaz olmaktan çıktı, ihtiyaç oldu. 78 yurt dışı uçuşları 108′e çıkarttık. Hava filomuzu yani büyük gövdeli uçak sayımızı 152′den 259′a çıkardık.”

“ULAŞIM SORUNUNU HALLEDEMEYEN ÜLKENİN GELİŞMESİ MÜMKÜN DEĞİL”

Ulaşım problemini halledemeyen ülkelerin gelişmesinin mümkün olmadığına işaret eden Binali Yıldırım, Türkiye’nin büyüyen turizminin ve büyüyen ekonomisinin ulaşım ağındaki sorunlarının çözümüyle düzlüğe çıktığını söyledi.

Ulaşım sorununun çözülmesinin ticaretin gelişmesine, ithalatın, ihracatın artmasına faydasına ve insanların birbiriyle görüşmesine, akrabalık ilişkilerinin gelişmesine fayda sağladığını anlatan Bakan Yıldırım, “Ekonominin can damarı yollardır, hava taşımacılığıdır, deniz taşımacılığıdır, raylı sistemdir. Eğer bunları yapamazsanız istediğiniz kadar üretin. İstediğiniz kadar tarihiniz olsun. İstediğiniz kadar sahiliniz olsun. İnsanları getiremezseniz, ulaşamaz, erişemezseniz o yer sizin değildir. Bu anlayışla hizmetlerimizi sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.

Bakan Yıldırım, açılış sonrası PTT’de işlem yaptıran yaşlı bir vatandaşa hizmetleri nasıl bulduğunu sordu. Yaşlı vatandaş memnun kaldığını belirterek, “Allah razı olsun” dedi.

Daha sonra Konya Valisi Osman Aydın’ı makamında ziyaret eden Bakan Yıldırım, buradan Konya Büyükşehir Belediyesi’ne geçti.

(CİHAN)


YouTube açıldı muamması

Ağustos 27, 2008

Telekomünikasyon Kurumu İnternet Daire Başkanı Osman Nihat Şen, dün kendi kurumlarının basın müşavirliğinden yapılan “YouTube açıldı” açıklamasınının gerçeği yansıtmadığını belirterek, “YouTube açık değil” dedi.

NTVMSNBC’nin sorularını yanıtlayan Şen, bu çelişkili durumu şöyle açıkladı: “Biz de onu tam olarak anlayamadık. Telekomünikasyon Kurumu Basın Müşavirli’ğinden böyle bir yazı yazılmış ama işin gerçeğini onlar bize sormadılar. Yani YouTube açık değil.”

Dün, YouTube’nin tekrar açıldığına ilişkin haberler üzerine Telekomünikasyon Kurumu basın müşavirliğinden NTVMSNBC’ye yapılan yazılı açıklamada, “YouTube, mahkeme kararında belirtilen içeriğin çıkarılması üzerine mahkeme kararı ile tekrar açılmasına karar verilince, site tekrar açılmıştır” denilmişti. Kurum tarafından yapılan açıklamada, “Türkiye’nin bazı yerlerinden siteye hala girilemediği söyleniyor. Bunun nedeni nedir?” sorusuna da, “Bu mümkün değildir” yanıtı verilmişti. Bugün daha ayrıntılı bilgi edinmek için aradığımız Telekomünikasyon Kurumu İletişim Başkanlığı İnternet Daire Başkanı Osman Nihat Şen’in, “YouTube’un açılmasına ilişkin herhangi bir karar yok. Soruşturmayı yürüten savcımızın mahkemeden bir talebi yok, açılma yok, bize ulaşan bir karar yok. Şu geçmiş bir aylık süreçten farklı bir durum yok” sözleri kafaları karıştırdı.

İnternet Daire Başkanı Osman Nihat Şen’in de anlatmakta zorluk çektiği konuda NTVMSNBC’nin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

“YOUTUBE AÇIK DEĞİL”
Basın müşavirliğinizden dün yapılan açıklamada YouTube’un açıldığı belirtilmiş. Ne gibi gelişmeler oldu da YouTube tekrar açıldı?
Telekomünikasyon Kurumu Basın Müşavirli’ğinden böyle bir yazı yazılmış ama işin gerçeğini onlar bize sormadılar. Yani YouTube açık değil.

Açık değil mi?
Açık değil. Açılmasına ilişkin bir karar da yok.

“SANKİ AÇILDI GİBİ BİR HABER GİTMİŞ AMA…”
YouTube’a girilebiliyor? Nasıl oluyor peki? YouTube mahkeme kararıyla açıldı diye sizin basın müşavirliğinizden yazılı açıklama geldi..
Zannediyorum, -biz de onu tam olarak anlayamadık da- sanki açıldı gibi bir haber gitmiş ama..

Basın müşavirliğinizden yapılan açıklamada, “Mahkeme kapatma kararını kaldırdı, biz de açtık”denilmiş…
Evet. Öyle. O bize sorulmadan, çok farklı bir cümleyle yazılmış.

AÇILMASINA İLİŞKİN HERHANGİ BİR KARAR YOK
Doğrusu ne peki?
Şöyle söyleyelim isterseniz: Bugün itibarıyla 15 gün önceden veya bir ay öncesinden hiç bir fark yok. Yani YouTube’un açılmasına ilişkin herhangi bir karar yok.
Soruşturmayı yürüten savcımızın mahkemeden bir talebi yok, açılma yok, bize ulaşan bir karar yok. Şu geçmiş bir aylık süreçten farklı bir durum yok.

Bu nasıl açıklanabilir? YouTube’a şu anda normal yollardan girilebiliyor. Basın müşavirliğinizden de aynı yönde açıklama gelmiş…
Zannediyorum bir hata var. Nasıl yazıldığını biz de bilmiyoruz. Basın müşavirliği, “Mahkeme kararı geldi mi” diye bize sormadı.

Siz, “Mahkemeden YouTube’nin açılmasıyla ilgili bir karar gelmedi ve YouTube da açık değil” diyorsunuz…
Hayır, hayır. Böyle bir karar yok. 15 gün önce konuştuğumuzdan hiç bir gram değişiklik yok. Nasıl geçen hafta açılacağına ilişkin haberler çıkmıştı, bunu da aynı şekilde haberler olarak değerlendiriyoruz. Yani YouTube ilişkin karar devam ediyor ve aynı zamanda da hâla engelli.. Siz NTV’den girebiliyor musunuz?

Evet…
Teknik olarak bazı noktalardan biz de teyit ettik. Girilemiyor.

Siz, YouTube’a girilemiyor diyorsunuz…
Evet..

Peki Atatürkle ilgili kapatmaya neden olan video içeriği kaldırılmış mı? Mahkemeyle konuştunuz mu?
Mahkemeyle konuştuk. Hiç öyle bir şey yok.

NTVMSNBC

YouTube giremeyenler burayı tıklasın


Türk-İş’ten işçilere emeklilik uyarısı

Ağustos 27, 2008

Alınan bilgiye göre, Türk-İş, Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) bir yazı yazarak, işçilerin, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun emekli aylığı bağlama oranına ilişkin hükmünün yürürlüğe gireceği 1 Ekimden sonrası için ”yaşadıkları endişeye” ilişkin bilgi istedi.

Kurumun, Türk-İş’e gönderdiği yanıtta, kısmen değiştirilen Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 1 Ekim 2008 itibariyle yürürlüğe gireceği anımsatılarak, bu kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olarak çalışmaya başlayıp kanunun yürürlük tarihinden sonra tahsis talebinde bunanan veya ölen sigortalıların hak sahiplerinin aylıklarının ne şekilde hesaplanacağının kanunun geçici ikinci maddesinde hüküm altına alındığı belirtildi.

SGK’ın verdiği yanıta göre, 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden önce sigortalı olarak çalışmaya başlayıp kanunun yürürlük tarihinden sonra tahsis talebinde bulunan veya ölen sigortalıların hak sahiplerinin, kanunun yürürlük tarihinden önceki sürelere ait aylıkları mülga kanun hükümlerine, kanunun yürürlük tarihinden sonraki sürelere ait aylıkları ise yeni kanunun hükümlerine göre hesaplanacak; aylıklar, bu şekilde hesaplanan kısmi aylıkların toplamından oluşacak.

Başka bir anlatımla, kanunun yürürlük tarihinden sonra bağlanacak aylıkların hesaplanmasında, kanunun yürürlük tarihine kadarki hizmetler mülga kanun hükümlerine; kanunun yürürlük tarihinden sonraki hizmetler ise 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanacak ve aylıklar karma sistemle belirlenecek.

SGK’nın yanıtında, ”Bu şekilde kanunun yürürlük tarihinden önceki sigortalı hizmetleri, prime esas kazançların güncellenmesi ve aylık bağlama oranının uygulanması yönünden önceki kanun hükümlerine göre hesaplanacak olup, aylık hesaplama yöntemi açısından müktesep haklar korunduğu gibi mevcut sisteme göre daha az aylık bağlanması gibi bir durum da söz konusu olmayacaktır” denildi.

-TEŞKİLATA GENELGE-

Türk-İş yönetimi, SGK’nın bu yanıtını teşkilatına bir genelgeyle duyurdu.

Bazı basın organlarında yer alan haber ve köşe yazılarında 1 Ekimde yürürlüğe girecek Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun emekliliğini hak etmiş olan sigortalıların aylıklarının düşmesine neden olacağının belirtildiğine yer verilen genelgede, çok sayıda sigortalının bu haberden olumsuz etkilenip, emekliye ayrılmak istemedikleri halde, 1 Ekimden sonra emekli olmaları durumunda emekli aylıklarının düşeceği korkusu ile emeklilik talep ettikleri ve mağdur oldukları belirtildi.

Genelgede, SGK’nın yanıtına gönderme yapılarak, müktesep haklar korunduğundan emekliliğini hak etmiş sigortalıların 1 Ekimden sonra emekli olmaları halinde, bu tarihten önceki hizmetlerinin yürürlükten kaldırılan mevzuata göre hesaplanacağından bağlanacak aylıklarının düşmeyeceği bildirildi.

-”YETKİLİLERLE GÖRÜŞMEDEN KARAR VERMEYİN”-

Türk-İş Sosyal Güvenlik Uzmanı Celal Tozan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, emekliliğini hak etmiş kişilerin 1 Ekimden sonra emekli olmaları halinde aylıklarının düşeceğine ilişkin değerlendirmelerin doğru olmadığını söyledi.

SGK’nın verdiği yanıtın da değerlendirmelerin yanlışlığını ortaya koyduğuna işaret eden Tozan, bu nedenle emekliliğini hak etmiş sigortalıların 1 Ekimden sonra aylıkları düşeceği kuşkusuyla emekliye ayrılmaları gerek olmadığını vurguladı. Tozan, ”Kamuoyunun doğru bilgilendirilmemesi nedeniyle mağduriyetler yaşanmaması için sigortalılar yetkililerle görüşmeden emeklilik konusunda karar vermemeli” dedi.

(aa)


Gürcüleri müslümanlar şaşırttı

Ağustos 27, 2008

Türkiye, Rusya ile girilen savaş sonucu insani krizin yaşandığı komşu ülke Gürcistan halkına yönelik yardımlarına devam ediyor. İHH İnsani Yardım Vakfı, Borjomi şehrinde ve köylerinde 1350 aileye içinde bakliyat, toz şeker, çay, makarna, sıvı yağ, un, salça, tuz, helva, zeytin ve reçel bulunan kumanya paketlerini dağıttı. Ayrıca 300 çocuğa da bebek maması verildi.  Yardım paketlerini alan aileler, komşu ülke Türkiye’nin kendilerine yardım etmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdiler. İHH’dan yapılan açıklamada, “İstanbul’dan yola çıkan yardım tırımız nihayet kriz bölgesine ulaşarak yardımlarını yerine ulaştırdı” denildi. Açıklamada Rus askerlerinin şehre girişleri engellemesi sebebiyle Gori’ye giremeyen yardım tırının bir başka insani krizin yaşandığı Borjomi şehrinde yardımlarını dağıttığı bildirildi.

Yardım ekibinden Dilaver Kutluay, izlenimlerini şöyle anlattı: “İnsanlar büyük bir tedirginlik içinde. Savaşın bittiğine inanmak istiyorlar. Ancak Rus askerlerinin sürekli tetikte olması ve en ufak bir olayda saldırıya geçecekleri sinyali vermeleri insanların barışa olan umutlarını azaltıyor.”

Yapılan yardımla 1350 ailenin gıda sorununu bir süreliğine çözdüklerini belirten Kutluay, “Gürcistan, 5 milyon nüfusluk fakir bir ülke. İnsanların doğru dürüst geçimleri yok. Böyle bir kriz olunca durumları daha kötü oluyor. Bizim yaptığımız yardıma çok sevindiler. Bir kumanya belki bizim için çok büyük bir şey değil ama o yokluktaki insanlar için çok şey ifade ediyor. Bazıları, biz 1999 depreminde yardım çalışması için Yalova’ya gelmiştik. O gün biz gelmiştik bugün sizler geldiniz. Demek ki iyilik karşılıksız kalmıyormuş’ şeklinde konuştular. Tüm bu yaşananlar bizleri de çok duygulandırdı” dedi.

Müslüman ülkelerinin yardım etmesine şaşırıyorlar
İHH yardım ekibinden Cüneyt Kılıç ise yardım sırasında Gürcü ailelerinin Müslüman bir ülkenin kendilerine yaptığı yardımın şaşkınlığını yaşadıklarını belirterek şunları anlattı: “Biz yardımlarımızı dağıtırken insanlar, ‘siz Müslüman bir ülkeden geliyorsunuz. Oysa bir Hıristiyan’ız. Bize neden yardım ediyorsunuz’ şeklinde sorular sordular. Biz de onlara ‘Bizim inancımıza göre mazlumun dini sorulmaz. Ayrıca komşuluk haklarını yerine getirmek için bunu yapıyoruz’ dediğimiz zaman çok memnun oldular ve ‘Biz artık dostumuzu düşmanımızı çok iyi tanıyoruz. Türkiye bizim dostumuz. Türkiye, gerçekten iyi bir komşu olduğunu bir defa daha gösterdi. Halkınıza selamlarımızı gönderiyoruz’ dediler. Orada yaşadıklarımız bu insanlara yaptığımız yardımın bir kumanya paketinin ötesinde çok daha büyük olduğunu gösterdi bize.”

Bu arada İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Gürcistan halkına yönelik yardımların Ramazan ayında da devam edeceğini belirtti.

(Haber 7)


Rusya’nın hedefi NATO gemileri

Ağustos 27, 2008

Reuters’in haberine göre, Rus ordusu Genelkurmay Başkan Yardımcısı Anatoly Nogovitsyn, “Karadeniz bölgesindeki NATO güçlerinin oluşumunu göze alarak Rusya donanması da faaliyetleri izlemek üzere önlemler almaya başladı” dedi.
AB VE NATO’DA RUSYA’YA KARŞI YENİ STRATEJİ ARAYIŞLARI

Bu arada AB ve NATO ülkeleri, Rusya’nın Gürcistan’dan tek yanlı olarak bağımsızlığını ilan eden Abhazya ve Güney Osetya’yı tanımasının ardından “Moskova’ya geri adım attırmanın” ve “ortamı yumuşatmanın” yollarını arıyorlar.

Brüksel’de diplomatik kaynaklar, AB ve NATO’nun “Rusya’ya vazgeçilmez şekilde ihtiyacı olduğu” görüşünden hareketle Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev’in “yeni bir soğuk savaştan korkmadıklarını” söylemesinin şaşırtıcı olmadığını belirtiyorlar.

“Rusya’nın gerçek bir strateji değişikliği sergilediğini”, Moskova’nın “süper güç” diplomasisine döndüğünü söyleyen diplomatlar, bu tavırdan kaynaklanan “yeni, olumsuz ve endişe verici gelişmelere” dikkati çekiyorlar.

Afganistan’a asker, teçhizat ve gıda aktarımında kullanılan uçakların transit geçişine hava sahasını açık tutan Rusya, “Taliban ortak sorunumuzdur” diyerek bu konuda NATO ile yaptığı anlaşmayı sürdüreceği mesajını verirken kitle imha silahlarının yayılmasını önleme çabalarına katkılarını da sürdürüyor.

Buna karşılık, NATO ile ortak askeri tatbikatları ve ittifak gemilerinin Rus limanlarından geçişlerini askıya alan Moskova, NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer’in ekim ayında Rusya’ya yapması öngörülen resmi ziyareti erteliyor.

Rusya’ya karşı “ılımlı ve temkinli” tavır izlemekten yana olan Fransa ve Almanya’nın, son gelişmelerin ardından, “güçlü ve geniş bir koalisyon oluşturmak” hedefindeki ABD’ye yakınlaştıkları belirtiliyor.

Ay başında, Brüksel’de olağanüstü zirve çerçevesinde bir araya gelecek olan AB devlet ve hükümet başkanları bir yandan “dayanışma” arayışlarını sürdürürken bir yandan da “Rusya’ya ne kadar bağımlı kalındığını” değerlendirecekler.

AB’nin Rusya’ya baskı ve tehdit açısından fazla kozu bulunmadığı, Gürcistan’a maddi yardımı artırmakla yetineceği, gerginliği tırmandıracak tavırlardan kaçınacağı ileri sürülüyor.

AB’nin, BM tarafından verilecek görevlerle Gürcistan’da bir rol üstlenmeye hazır olduğu ancak Rusya’nın veto hakkına sahip bulunduğu BM Güvenlik Konseyi’nden Moskova’nın onayını almayacak kararlar beklenmemesi gereği üzerinde de duruluyor.

Rusya’ya karşı tepki çerçevesinde Gürcistan ve Ukrayna’nın NATO’ya katılım süreçlerinin hızlandırılması olasılığının çok düşük gözüktüğü belirtiliyor.

Batı ülkeleri, Rusya’nın Abhazya ve Güney Osetya’yı tanımasının uluslararası hukuka aykırılığını, “Gürcistan’ın toprak bütünlüğünün ihlali” çerçevesinde ön plana çıkartarak kanıtlamaya çalışırken, “Kosova örneği” nedeniyle sıkıntı yaşıyorlar.

Moskova’nın, Kosova’nın bağımsızlığının birçok Batı ülkesi tarafından tanınmasını “hiç hazmedemediği”, yeni adımlarını da aynı gerekçeleri ön plana çıkararak attığı belirtiliyor.

“Batılılar Kosova’yı tanımanın ve bir ilk örnek oluşturmanın bedelini ödüyor” görüşündeki diplomatlar ve hukukçular, Abhazya, Güney Osetya ve Kosova’nın bağımsızlığının tanınmasının, “Pandora’nın kutusunun açılması” anlamına geldiğine, bunları çok sayıda yeni taleplerin izleyeceğine dikkati çekiyorlar.

Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu üyesi Hollandalı Joost Lagendijk, Moskova’nın “göze göz, dişe diş politikası” uyguladığını, “Rusların rövanşı aldıklarını” anlatıyor.

Abhazya ve Güney Osetya’nın tanınmasına karşı Batılıların ortaya koydukları itiraz gerekçelerinin, Rusların Kosova konusunda ortaya koyduklarıyla aynı olduğuna, “çelişkili ve zor bir durumun” ortaya çıktığına dikkat çekiliyor.

Bu arada, yakın geçmişte, “Kosova’nın bağımsızlığının tanınması tehlikeli bir ilk oluşturur, başta Kafkaslar olmak üzere birçok bölgede istikrarsızlık yaratır” şeklinde açıklamaları olan Sırbistan’ın, son gelişmeleri “büyük keyifle izlediği” ifade ediliyor.

AB diplomatları, Kosova konusunun BM’de ele alındığını hatırlatarak mukayesenin fazla ileri götürülemeyeceğini savunuyorlar.

NATO ve AB bünyesinde, “Rusya’nın yeni stratejisine karşı yeni ortak strateji” arayışları devam ediyor.


Rusya Türkiye’ye ambargo uyguluyor

Ağustos 27, 2008

Gürcistan ile sıcak savaş halinde olun Rusya, Türkiye’ye sınırda ambargo uyguluyor. Rusya’nın Temmuz ayında Türk TIR’larına yönelik ‘analiz’ adı altında başlattığı tam sayım uygulaması ekonomik savaşa dönüştü. 16 Temmuz’da başlayan ve 16 Ağustos’ta tamamlanacağı söylenen uygulamanın hâlâ devam ediyor olması ihracatçıları pazar kaybetme riski ile karşı karşıya bıraktı. Hazırgiyim sektörü ürünleri mağazalara ulaştıramadığı için yeni sezonu açamazken, kimyacılar 20 milyon dolarlık ihracattan oldu. Laleli esnafını ise yüzde 25 pazar kaybı korkusu sardı. Pazarda Çin’in eli güçlenmeye başladı. Rusya gümrüklerinde bekleyen TIR sayısının 300′ün üzerine çıktığı belirtiliyor. Yılda 5 milyar dolar ihracat yapılan Rusya’ya Türk mallarının girişinin engellendiğini belirten iş dünyası “Rusya Gürcistan ile sıcak savaş halinde… Biz ise ekonomik savaş yaşıyoruz” açıklamasını yapıyor.

Rusya’da 28 mağazası bulunduğunu ancak 1.5 aydır bu mağazalara mal sevkiyatı yapamadıklarını belirten Wenice Kids’in CEO’su Oktay Özdemir, “Rus tüketiciler Çin mallarına saldırıyor. Bizimle franchise olarak çalışanlar onlara ürün gönderemediğimiz için Uzakdoğu veya İtalyan menşeili ürünlerini satın almaya başladı” dedi. “Bu bir ekonomik savaştır” diyen Cacharel, US Polo ve Pierre Cardin markalarını Rusya’ya taşıyan Aydınlı Group Yönetim Kurulu Başkanı Yardımcısı Ahmet Sait Kavurmacı ise sezonu açamadıkları için müşterilerin gözünde itibar kaybetmeye başladıklarını söyledi. İş dünyası Rusya ile Gürcistan arasındaki sıcak savaşta tatilini yarıda kesip devreye giren Başbakan Erdoğan’a duruma el koyması için ‘acil durum’ çağrısı yaptı.

Fatura TIR başına 1000 euro

Bir ay öncesine kadar domateste ilaç kalıntısı iddiaları ile sorun çıkaran Rusya, kayıtdışı ticareti azaltma gerekçesiyle Türk TIR’larına yönelik denetimleri 16 Temmuz’da başlattı. İlk günden itibaren TIR’lar Rusya gümrüklerinde kuyruklar oluşturmaya başladı. Ancak bu durumun yapılan “Türk ithal mallarında risk faktör araştırması” nedeniyle geçici olduğu 16 Ağustos’ta biteceği açıklandı. Fakat öyle olmadı. Hala denetim gerekçesiyle Türk TIR’lar gümrüklerde günlerdir bekliyor. Moskova gümrüğünde ve Novorossisk limanında yaşanan yoğun trafik nedeniyle 300 TIR’ın bekleme halinde olduğu belirtiliyor. İhracatçılar bir taraftan geciken siparişler nedeniyle pazar kaybetme riski ile karşı karşıya kalırken diğer taraftan da TIR başına günlük 1000 euroyu bulan bekleme faturası ödüyor. Tekstil, kimya ve lojistik sektörleri bu yavaşlamadan en fazla etkilenen sektörlerin başında geliyor. Bu tür denetimlerin yoğunlaşmasında en önemli gerekçe Rusya’nın vergi konusunda denetimlerini artırması gösteriliyor. Kayıt dışı ticareti azaltmayı hedefleyen Rusya’nın, denetimleri yeniden sıkılaştırmasının temelinde de kaçak mal girişi iddiaları yatıyor.

RUSYA NELER YAPIYOR

* Rusya Türk mallarını ülkeye sokmuyor
* Tek tek sayım sadece Türk mallarına uygulanıyor.
* Türk malları Avrupa’dan da gönderilse alınmıyor.
* 16 Temmuz’dan bu yana tırlar yoğun denetime tabi tutuluyor.
* Tırlar günlerce sınırda bekletiliyor.

UYGULAMA NELERE YOL AÇIYOR

* Kimyacılar 20 milyon dolarlık ihracattan oldu.
* Pazarı Çin tehdidi sardı.
* Franchise çalışanlar Türkiye’den vazgeçiyor.
* Fatura tır başına 1000 euro.
* Laleli esnafının pazar kaybı yüzde 25.

Çin mallarına gün doğdu Rusya’da 28 mağazası bulunan Wenice Kids’in CEO’su Oktay Özdemir Moskova ,St.Petersburg ve Sibirya’daki mağazalarına 1.5 aydır mal gönderemediklerinden yakınıyor. Şu anda yaklaşık 150 bin adet ürünün gümrüklerde beklediğini anlatan Özdemir, “2.5 milyon euroluk ürün bekliyor. Geçen yıl ellerinde kalan ellerinde kalan ürünleri tekrar vitrinlere koydular” dedi. Türkiye Rusya arasındaki ihracatta yaşanan gelişmelerin Çin’e doping olduğuna dikkat çeken Özdemir, “Şu anda müşteriler tamamen Çin mallarına saldırıyorlar. Bizimle franchise olarak çalışanlar çaresiz bir şekilde piyasadan Uzakdoğu menşeili ürünleri veya İtalyan ürünlerini satın alıyorlar” dedi. “Sanki Rusya bizi ekarte etmeye” çalışıyor diyen Özdemir, “Çin Rusya’da üretime de başladı. China Towerslar oluşuyor. Kaybın önüne geçmek için Sırbistan, Ukrayna gibi alternatif seçenekleri deniyoruz” dedi.

Yatırımı gözden geçirebiliriz

Cacharel, US Polo ve Pierre Cardin markalarını Rusya’ya taşıyan Aydınlı Group Yönetim Kurulu Başkanı Yardımcısı Ahmet Sait Kavurmacı, “Şu anda kendimize ait yedi tane mağazamız var yıl sonuna kadar da beş mağaza daha açılacak ve 12 mağazaya ulaşacağız. Ancak bu sorunun devam etmesi halinde bu kararlarımızı gözden geçirmek zorunda kalacağız” dedi. Kavurmacı, tam sayımın sadece Türk malları için geçerli olduğunu başka hiçbir ülkeye uygulanmadığını açıkladı.
Kavurmacı şöyle devam etti: “Oradaki birtakım siyasi pozisyonlardan dolayı Türkiye’yi zorluyorlar. Yeni sezon açılmak üzere ve ürünlerimizi acilen göndermemiz gerekiyor. TIR’larımız gümrüklerde 15-20 gündür bekliyor. Sezonu açamıyoruz, müşterilerin gözünde itibarımız zedeleniyor, ciro yapamıyoruz. Başbakanın acil devreye girip sorunu çözmesi gerekiyor. Sorunun bir süre daha devam etmesi durumunda canımız çok yanacak. Bu bir ekonomik savaştır.” “Rusya bindiği dalı kesiyor” diyen Kavurmacı, Rusya’da mağazalarda çalışan 60 kişinin işinin de tehlikeye girdiğini sözlerine ekledi.

Müşteri bir iki gün bekler

Rusya’da pazar kaybetmeye başladıklarını belirten Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği (LASİAD) Başkanı Orhan Altun, “Rusya bizim için çok önemli bir pazar. Böyle giderse pazar kaybımız yüzde 25′i bulur” açıklamasını yaptı.

“Başbakan savaş sırasında arabuluculuk için bölgeyi turladı. Bizde burada hem psikolojik, hem fizyolojik anlamda ekonomik savaş yaşıyoruz” diyen Altun, “16 Temmuzdan itibaren Türk mallarına karşı gösterilen özel uygulama anlamıyla canımıza ot tıkadı. Sezon başı olması dolayısıyla birçok firmaya karşı haksız rekabete uğradık. Müşteri kaybımız var. Müşteri bir gün, iki gün bekler sonra size güle güle der. Türkiye’den mal almaktan vazgeçen Rus firmaları var” diye konuştu.

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Başkanı Murat Akyüz de Rusya’nın Türkiye’yi deneme tahtası gibi kullandığını söyleyerek “Rusya bu uygulaması ile Türkiye’ni iç dengelerini sarstı. Herkes Rusya’dan parasını alamadığından şikayetçi. Mayıs ayında kimya sektörünün Rusya’ya ihracatı 50.6 milyon dolar. Haziran’dan 54.1 milyon dolar, Temmuz’ta 66.6, Ağustos’un ilk 25 gününde ise 46 milyon dolarlık bir ihracat yapıldı. Rusya’nın bu tavrı bize 20 milyon dolara mal oldu. Ağustos’u 70 milyon dolarla kapatırız derken bu hale geldik” dedi.

RAHATSIZ EDİLİRSEK RAHATSIZ EDERİZ

Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, dün yaptığı açıklamada Rusya’nın Türk ürünlerine getirdiği kısıtlamanın son derece rahatsız edici olduğunu belirterek, “Biz de rahatsız edilirsek, rahatsız edeceğimizi uygun bir ille anlatmaya çalıştık” dedi. Rusya’ya yapılan ihracatta tüketim mallarının ağırlıklı olduğunu belirten Tüzmen, bu nedenle de Türk ürünlerinin sınırlarda bekletilmesinin Türkiye’yi çok rahatsız ettiğini kaydetti. Bakan Tüzmen, Türk TIR’larının şu anda Rusya’ya girememesinin özellikle konfeksiyon ürünlerinde sezonun kaçırılmasını gündeme getirebileceğine dikkat çekerek, şöyle devam etti: “Sezon şu anda başladı. Kış sezonu için Türkiye’nin yeni koleksiyonları gönderilmiş durumda. Bunlar 3 haftadır bekletiliyor. Dolayısıyla birkaç hafta sonra TIR’ların içeriye girmesinin de bir anlamı kalmayacak. Çünkü sezon başka ülkeler tarafından getirilen koleksiyonlarla doldurulmuş hale gelebilir. Tüzmen, bu kısıtlamanın son derece rahatsız edici olduğunu yinelerken, “Biz de rahatsız edilirsek, rahatsız edeceğimizi uygun bir dille anlatmaya çalıştık” dedi.

Tüzmen şöyle devam etti: “Tahmin ediyorum bugünlerde gerekli çalışmalar yapılıyordur. Gümrükler arası görüşme bugünlerde devam edecek, öyle gözüküyor. Bizim istediğimiz, bütün bu bölgede, komşu ve çevre ülkelerde, önemli çalışmaları sürdürebilmek. Belli bir noktaya gelebilmek” Öte yandan konu hakkında konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, Rusya ile Türkiye arasında ticari ilişkilerde yaşanan sorunları Başbakan Erdoğan’a aktardığını belirterek,”Rusya sorununu sayın Başbakan’a aktardım. Sanırım bir hafta, 10 güne adar çözümlenecek” dedi.

Sevda Yüzbaşıoğlu / Referans


Bu da NETBOOK

Ağustos 27, 2008

Netbook olarak da adlandırılan, internete girecek ve basit gündelik işleri yapacak şekilde tasarlanan, ucuz, küçük ve hafif dizüstü bilgisayarlara ilgi arttı. AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, internetin, kablosuz ve hızlı bağlantının yaygınlaşmasının da etkisiyle gündelik hayata iyice yerleşmesiyle, her an her yerden internete bağlanabilirlik, önemli bir ihtiyaç haline geldi. Bilgisayarı ve interneti yanında taşımak amacıyla kullanılan dizüstü (notebook-laptop) bilgisayarlar günden güne gelişirken, halen fiyatlarının yüksek olması, 3-4 kiloya ulaşan ağırlıkları ve büyük boyutları nedeniyle, kullanıcıların isteklerine tam olarak yanıt veremiyor. Kullanıcıların daha küçük, hafif ve ucuz taşınabilir bilgisayar ihtiyacı nedeniyle geliştirilen ve internet kullanımı ağırlıklı özellikler taşıdığı için ”Netbook” olarak da adlandırılan çok küçük boyutlu dizüstü bilgisayarlara ise ilgi günden güne artıyor. Netbook’lar, özellikle fiyatlarının ucuz olmasıyla öne çıkıyor. İlk modellerinin Mayıs ayında satışına başlanan Netbook’lar, 350-770 YTL arasında fiyatlara alınabiliyor.

-TEKNİK ÖZELLİKLER-

Ağırlıkları 1 kilo civarında, genişlikleri ise 22-30 santim arasında olan Netbook’larda, genellikle 7-10 inç boyunda ve 800-1024 piksel arasında değişen çözünürlüklere sahip ekranlar bulunuyor. Netbook’larda, işlemci olarak Intel Mobil, Intel Atom ya da VIA Mobil işlemcileri bulunurken, bu işlemcilerin hızları ise internet ve ofis uygulamaları için yeterli seviyede.

Genellikle 512 ya da 1024 mega bayt belleğe sahip olan Netbook’larda, sabit disk olarak USB flaş belleklerde kullanılan teknolojinin benzerine sahip, 4-20 GB arasında değişen kapasiteli flaş diskler kullanılıyor. Bu disklerin özelikleri ise mekanik disklere göre daha hafif ve sarsıntıya daha dayanıklı olmaları, az enerji tüketmeleri ve ısınmamaları. Kablosuz internet bağlantısına sahip olan Netbook’larda, boyutunun küçüklüğü nedeniyle CD ya da DVD okuyucu bulunmazken, işletim sistemi olarak Windows XP, Vista ya da Linux işletim sistemlerini kullanıyor.


Ergenekon Taraf Gazetesine sızmış

Ağustos 27, 2008

Ergenekon Terör Örgütü’nün, Ergenekon yapılanması ile ilgili en çok haberi yapan Taraf gazetesine bile sızdığı ortaya çıktı. Taraf gazetesinde çalışan bir kadın, Ergenekon konusundaki haber kaynaklarını ve haber yapan gazetecileri, Ergenekon Terör Örgütü üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanan Avukat Kemal Kerinçsiz’e aktarmış. Kemal Kerinçsiz, kendisine bilgi veren Taraf gazetesi çalışanına teşekkür etmiş ve konu hakkında gereğini yapacağını söylemiş. Ergenekon tutuklusu Kemal Kerinçsiz’in, gazetelerde çıkan Ergenekon haberlerinin kaynağını bulmak için Taraf gazetesinde çalışanlarla işbirliği yapması, örgütün kollarının nerelere kadar uzandığını gözler önüne seriyor.

AJAN ÇALIŞAN ARAŞTIRILIYOR

Taraf’ın, söz konusu skandala karışan bayan çalışanının tespit edilmesine ilişkin araştırma başlattığı öğrenildi.

TARAF ÇALIŞANI, KEMAL KERİNÇSİZ’E 2 DEFA BİLGİ SIZDIRMIŞ

Taraf gazetesi çalışanı, Kadıköy’de bulunan gazetenin merkezinden Ergenekon zanlısı Avukat Kemal Kerinçsiz ile iki defa görüşmüş. Taraf gazetesinin, “0 216 348 99 ..” ve “0 216 336 35 ..” nolu telefonunu kullanan Taraf gazetesi çalışanı, Ergenekon Terör Örgütü hakkında haber yapanları ve bağlantılarını Ergenekon tutuklusu Kemal Kerinçsiz’e ihbar etmiş.

İŞTE O İLGİNÇ DİYALOGLAR

Taraf gazetesinde çalışan bayan, 18 Aralık 2007 tarihinde Avukat Kemal Kerinçsiz’i arıyor. Ergenekon soruşturması klasörlerinde ismi “X BAYAN ŞAHIS” olarak kodlanan Taraf gazetesinin çalışanı, Ergenekon haberleri ile ilgili Kemal Kerinçsiz’e bilgi sızdırıyor.

18 Aralık 2007 tarihinde saat 15:02:41-15:06:16′da, Taraf çalışanı ile Kemal Kerinçsiz arasında yapılan telefon görüşmesi şöyle:

KEMAL KERİNÇSİZ: Alo

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Bu Vatan’da çıkmış, bizde değil.

KEMAL KERİNÇSİZ: A Vatan’da ama o bilgi sizden gitmiş.

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Bilgi bizden mi gitmiş?

KEMAL KERİNÇSİZ: Ya özellikle senin ismin verildi.

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Kim söyledi yaa?

KEMAL KERİNÇSİZ: Yani onu da bak kim söyledi? Telefonda söylemiyim, telefonda söylemiyim.

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Hıhı (Gülüyor) Allah Allah

KEMAL KERİNÇSİZ: Iıı. Senin ismin verildi… (…)

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Bizde öyle bir haber çıkmadı ki.

KEMAL KERİNÇSİZ: Anladım. Yani sen herhangi bi rabıtaya girmedin, konuşmadın?

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Hayır, aa yoo.

KEMAL KERİNÇSİZ: Tamam anladım, şimdi onu da…

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Yoo..

GAZETECİYİ ERGENEKONCUYA İHBAR EDİYOR

Taraf gazetesi çalışanı, söz konusu konuşmasından 4 dakika sonra Taraf gazetesinin telefonundan Avukat Kemal Kerinçsiz’i yeniden arıyor ve Ergenekon haberini yapan gazeteciyi ve kaynağını Kerinçsiz’e açıklıyor.

18 Aralık 2007 tarihinde saat: 15:10:24-15:11:21′de Taraf çalışanı ile Kemal Kerinçsiz arasında yapılan telefon görüşmesi şöyle:

KEMAL KERİNÇSİZ: Alo

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Alo, o haberi kimin yaptığını buldum. Hıı.. (Gülüyor)

KEMAL KERİNÇSİZ: Kim?

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Bu şey var. Iıı… DGM’de Belma var. Doğan Haber’den.

KEMAL KERİNÇSİZ: Doğan Haber’den. Tamam, Belma Belma…

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Iı. O yapmış.

KEMAL KERİNÇSİZ: Hııııı! Peki nerden bilgi almış?

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: O oranın muhabiri, muhtemelen savcıdan almıştır.

KEMAL KERİNÇSİZ: Savcıdan aldı. Tamam.

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: E tabii canım. Belma orada çalışıyor.

KEMAL KERİNÇSİZ: Şimdi oldu anlaşıldı iş.

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: Belma DHA’dan geçince, diğer gasteler DHA’ya abone biliyorsunuz.

KEMAL KERİNÇSİZ: Tamam, tamam. Tahmin ettim ben zaten. Tahmin ettim tamam.

(TARAF GAZETESİ) X BAYAN ŞAHIS: (Gülüyor)

KEMAL KERİNÇSİZ: Ben de şimdi ona göre gereğini yapacağım da. (…)

Kaynak Vakit Gazetesi